metin
14-05-2006, 17:16
KUNTA KİNTE VE İYİLİK PERİSİ ÜZERİNE
Psikolojik danışma ve rehberlik faaliyetleri denildiği zaman herkesin kafasında aşağı yukarı iki şey belirir ;
Son derece gerekli.
Son derece gereksiz.
YAZI
Öğrenciye karşı son derece hoşgörülü ve sevecen yaklaşan sahtekar.
Sınıfa ayda yılda bir gelip elindeki bir tomar kağıdı öğrencilere dağıtıp saçma sapan bir sürü şey anlatıp giden zehir tüccarı.
Öğretmenleri ‘gereksiz’ bir sürü ‘angarya’ ile uğraştıran işgüzar.
Her fırsatta okul idaresini eleştiren uğursuz.
Düzenli olarak belirli süreler dahilinde sınıfta bulunmadığı için sürekli olarak yan gelip yatmakla suçlanan ve bu nedenle öğretmen altı bir organizma olarak değerlendirilen bizler çağımızın pedagojik zencileriyiz. Adı Rehberlik odası olan modern gettolara hapsedilmiş birer kunta kinte’leriz. Ve içimizde ne yazık ki bir özgürlük savaşçısı yetiştiremedik.
TURA
Tüm problemleri elindeki sihirli değneğiyle bir anda çözen iyilik perisi.
Yüzündeki gülücükleri ile hoşgörüsü ve sevecenliği ile herkesin gönlünde taht kurmuş bir sevgi abidesi.
Her fırsatta öğretmen arkadaşlarına öğrencilerin kişisel gelişimleri için destek olan eğitim gönüllüsü.
Her zaman en mükemmeli temsil eden bizlerin en küçük bir hata yapma lüksü yoktur. Hemen her konuda ve herkese iyi bir örnek olmak zorundayız. Psikolojinin her dalında yetkin ve bir o kadarda uzman olmak zorundayız. Her hangi bir konuda ‘Bilmiyorum’ demek kadar utanç verici bir durumu asla ama asla yaşamamak zorundayız.
GRİ
Yukarıdaki hezeyanlar ne yazık ki gerçekten vardır. Gerçekten var olan bir şey için nasıl hezeyan denir derseniz o da ayrı bir hezeyan derim.
Peki bir Rehber Öğretmen olarak ben kendimi nasıl görüyorum. Kendimi son derece normal görüyorum. Yukarıdaki siyah beyaz tablonun aksine ben kendimi gri olarak görüyorum. Elbette ki ben ne kunta kinte ne de iyilik perisiyim. Unutmayınız ki cehaletin bilgi karşısında iki tavrı vardır;
Aşırı yüceltmek ve Aşağılamak.
Bu yanlış algılamaların müsebbibi ne yazık ki büyük ölçüde içimizdeki çalışma disiplinini yitirmiş meslektaşlarımızdır. Bu yorgun savaşçılar ne yazık ki iş yapmaya gelince kırk dereden su getirir fakat ahkam kesmeye gelince mangalda kül bırakmazlar. Türk Eğitim Sisteminin en karmaşık problemlerini beş dakikada çözen bizler okulumuzdaki çalışmalarımızda ne kadar verimliyiz ACABA!
Hakan TOKGÖZ
Saygılar!
hkntkgz@mynet.com
Psikolojik danışma ve rehberlik faaliyetleri denildiği zaman herkesin kafasında aşağı yukarı iki şey belirir ;
Son derece gerekli.
Son derece gereksiz.
YAZI
Öğrenciye karşı son derece hoşgörülü ve sevecen yaklaşan sahtekar.
Sınıfa ayda yılda bir gelip elindeki bir tomar kağıdı öğrencilere dağıtıp saçma sapan bir sürü şey anlatıp giden zehir tüccarı.
Öğretmenleri ‘gereksiz’ bir sürü ‘angarya’ ile uğraştıran işgüzar.
Her fırsatta okul idaresini eleştiren uğursuz.
Düzenli olarak belirli süreler dahilinde sınıfta bulunmadığı için sürekli olarak yan gelip yatmakla suçlanan ve bu nedenle öğretmen altı bir organizma olarak değerlendirilen bizler çağımızın pedagojik zencileriyiz. Adı Rehberlik odası olan modern gettolara hapsedilmiş birer kunta kinte’leriz. Ve içimizde ne yazık ki bir özgürlük savaşçısı yetiştiremedik.
TURA
Tüm problemleri elindeki sihirli değneğiyle bir anda çözen iyilik perisi.
Yüzündeki gülücükleri ile hoşgörüsü ve sevecenliği ile herkesin gönlünde taht kurmuş bir sevgi abidesi.
Her fırsatta öğretmen arkadaşlarına öğrencilerin kişisel gelişimleri için destek olan eğitim gönüllüsü.
Her zaman en mükemmeli temsil eden bizlerin en küçük bir hata yapma lüksü yoktur. Hemen her konuda ve herkese iyi bir örnek olmak zorundayız. Psikolojinin her dalında yetkin ve bir o kadarda uzman olmak zorundayız. Her hangi bir konuda ‘Bilmiyorum’ demek kadar utanç verici bir durumu asla ama asla yaşamamak zorundayız.
GRİ
Yukarıdaki hezeyanlar ne yazık ki gerçekten vardır. Gerçekten var olan bir şey için nasıl hezeyan denir derseniz o da ayrı bir hezeyan derim.
Peki bir Rehber Öğretmen olarak ben kendimi nasıl görüyorum. Kendimi son derece normal görüyorum. Yukarıdaki siyah beyaz tablonun aksine ben kendimi gri olarak görüyorum. Elbette ki ben ne kunta kinte ne de iyilik perisiyim. Unutmayınız ki cehaletin bilgi karşısında iki tavrı vardır;
Aşırı yüceltmek ve Aşağılamak.
Bu yanlış algılamaların müsebbibi ne yazık ki büyük ölçüde içimizdeki çalışma disiplinini yitirmiş meslektaşlarımızdır. Bu yorgun savaşçılar ne yazık ki iş yapmaya gelince kırk dereden su getirir fakat ahkam kesmeye gelince mangalda kül bırakmazlar. Türk Eğitim Sisteminin en karmaşık problemlerini beş dakikada çözen bizler okulumuzdaki çalışmalarımızda ne kadar verimliyiz ACABA!
Hakan TOKGÖZ
Saygılar!
hkntkgz@mynet.com