PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : DEPREM….TRAVMA….BU DA NE?


metin
14-05-2006, 17:25
DEPREM….TRAVMA….BU DA NE?

O gün…o uğursuz gün mü demeliyim? Hayır demeyeceğim. Her zamanki gibi sıradan bir gündü aslında. Yalnız o gün telefonla çok sevdiğim bir yakınımın ölüm haberini almıştım önce. Çok üzgündüm ve salondaki koltukta ağlayarak yattığımı, ağlamaktan sanki göz pınarlarımın kuruduğunu hatırlıyorum şimdi…Hepimiz bir aradaydık.Eşim o gün bana destek olmak için erken gelmişti.Hem de sanırım henüz 2,5 yaşında olan kızımızla yeterince ilgilenemeyeceğimi mi düşündü?Bilmem. Bana söylemedi.Sadece yanımda olduğunu biliyorum o gün..ihtiyacım olduğunda.
Hiç konuşmadan yattığımı hatırlıyorum bir, sonra da aşağıdan, alttan bir yerlerden gelen derin bir uğultu ve sallantıyı..Ne olduğunu anlayamadık bir an….Yer sallanıyordu, salondaki büyük ayaklı lambalar devrildi; kitaplıktaki kitaplarımız sanki artık onlarla işimiz bitmiş gibi yerlerinden fırlıyor, mutfaktaki dolaplardan çeyiz diye kıyamadığım porselen tabaklarımın yerlere düşerek kırılma şangırtıları geliyordu….Bakın bu arada, onları misafirlik diye eşime kullandırmadığım için benimle çok dalga geçerdi ya…neyse..zaten artık hiç öyle gereksiz kıskançlıklar da yapmıyorum artık…Konuyu dağıtmayalım.Evet deprem oluyordu ve hemen kalkmaya çalıştık yerimizden ama bir türlü ayağa kalkıp da kızıma sarılamadığımı, onu kucağıma alamadığımı hatırlıyorum şimdi.Ne büyük bir çaresizlikti….Allahım…şu an bile bunları yazarken tüylerimin diken diken olduğunu fark ediyorum. Gözleri kocaman kocaman açılmıştı, eşim koştu sarıldı ona, beni kolumdan tuttu ve kaldırdı..balkon kapısını açmaya çalıştık, ordan çıkabiliriz diye düşünmüştük, evimiz birinci kattaydı çünkü. Bütün bunlar o kadar kısa zaman içinde oluyordu ki, şu an bana saatler sürmüş gibi geliyor yazarken. Elektirikler kesildi bu arada fakat jeneratör devreye girdi otomatik olarak..Her şeyi o kadar net görüyordum ki, salonun tabanının dalga dalga olduğunu, duvarlardaki derin çatlakları, dökülen sıvaların yerlere saçılmasını, eşyaların birbir devrilmesini ve eşimin ve kızımın kocaman açılmış, korkuyla bakan gözlerini……
Balkon kapısını açmaya çalışan eşim açamadı..Kapılar da camlar da sıkışmıştı çünkü..Her şey bittiğinde ise kendiliğinden açıldılar sanki dışardan birisi bizim artık dışarı çıkmamız gerektiğini söylemişti de onlar da nazlanmadan ardına kadar açılmışlardı…
Ayaklar çıplak, üstümde kısa bir taytla o soğuk havada dışarı çıktığımı hatırlıyorum. Kızımızı bir battaniyeye sarmıştık çıkarken. Çıplak ayaklarımın soğuk çimlere basarken ne kadar kötü hissettiğimi hatırlıyorum şimdi, bir de artık aradan bu kadar zaman geçse de çıplak ayakla çimlere basmaktan hala hoşlanmadığımı fark ediyorum..
Çıktık..Herkes bağıra haykıra ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Binalar yıkılmamıştı ne mutlu ki fakat ortalıktaki hengame öyle kötüydü ki ağlamıyordum , donmuş kalmıştım..ta ki o ağlayan insanları görene kadar…Onları gördüğümde sanki ağlamam gerekiyormuş gibi ağlamaya başladığımı fark ettim. Kızım şoktaydı.Ona sımsıkı sarıldığımı hatırlıyorum. Eşimin de bana.
Sonra arabaya gittik ve geceyi arabada geçirdik..Her artçı depremde arabanın sallanması bir yana…soğuk….stresli….berbat bir geceydi o gece…Kızım o dönemde yeni yeni cümlelerini düzeltmeye başlamıştı o günlerde. …o günden sonra üç gün boyunca konuşmadı…çok korkmuştu..ben de korktum hiç konuşmayacak diye…gösterdiğimiz ilgi sevgi ve bizim biraz daha durumu kabullenmemizden olacak, sonra birden bire başladı yeniden konuşmaya…
Yaşadığımız TRAVMAYMIŞ…, o gün bunu bilmiyordum…Öğrendim…bir şeyi daha öğrendim…Yaşadıklarımı asla unutmayacağımı da. Ne zaman ambulans sesi duysam o günü hatırlıyorum, çünkü gece sabaha kadar siren sesleri hiç susmamıştı. Ne zaman çıplak ayakla çimlere bassam, içim kıpır kıpır oluyor da, hoşlanmıyorum bundan…O gün giydiğim kıyafetlerimi ise…attım onları, görmek istemiyordum çünkü…gerek yokmuş aslında..aştım çünkü…Aştık…
Sonrasında neler yaşadığımızı da anlatacağım, ama önce tam yerindeyken şimdi, biraz travmadan bahsetmek istiyorum…
Travmayı trafik kazası,bir yakının kaybı,şiddete maruz kalmak,doğal afetler gibi ani yaşanan,yaşamı tehdit eden ,yani ölümle burun buruna geldiğimizi düşündüğümüz anlarda yaşadığımız yoğun duygusal durum olarak tanımlayabiliriz..Burada ani yaşanması ve ölüm fikriyle karşı karşıya gelinmesi,ya da buna tanık olunması kritik önem taşımaktadır. Daha bilimsel bir tanım yapmak gerekirse, "herhangi bir kişi için, aşırı derecede örseleyici veya başa çıkması zor olan, normal yaşamın dışındaki herhangi bir olay" olarak tanımlanabilir(MEB/UNICEF:Psikoeğitim El Kitabı). Aslında son derece kapsamlı bir konu olmasına karşın travma sonrası stres tepkilerini belki de üç ana grupta toplamak şu an daha pratik olacak. Bunlar:
1. İstenmeden akla gelen düşünce ve görüntüler: hatırlamayı isteyip istememeye bağlı olmaksızın travmatik olay sonrası aklımıza kendiliğinden gelen anılardan oluşmaktadır. Genellikle aklımıza olayın en acı ve sıkıntılı bölümleri gelir. Örneğin uzun zaman benim aklıma balkon kapımızın önünde kapıyı zorlamamıza rağmen çıkamayışımız, eşyaların devrilmesi görüntüleri gelmişti ve her seferinde olayı yeniden yaşıyormuşum gibi hissetmiştim. Hatta sesleri ve sallantıyı o kadar net hatırlıyordum ki,sanki her şeyi ile depremi yeniden yaşıyormuşum gibi hissetmiştim bir süre. Beynimde bir kamera vardı ve bunları tüm ayrıntısıyla kaydetmiş gibi gelmişti..Bıkıp usanmadan görmek istemediğim o filmi tekrar tekrar gösteriyordu sanki bana. Burada bu travma tepkilerinin gayet normal olduğunu hemen belirtelim.Korkutucu, hoşa gitmiyor evet..fakat normal...
2. KaçınmaTepkileri: bunlar insanın travmatik olayla ilgili olan düşünce,duygu,etkinlik ve yerlerden kaçınması anlamına gelir. O aninsan için o kadar acı vericidir ki kendisine o olayı hatırlatabilecek her şeyden uzak durarak olup bitenleri unutmaya çalışır. Özellikle istemeden akla gelen anılar ortaya çıkar demiştik.Özellikle bunların aklımıza gelmesine yol açabilecek her şeyden kaçınmaya çalışabiliriz. Tıpkı benim çıplak ayakla çimlere basmaktan hoşlanmayışım ,o gün üstümde olan kıyafetleri görmeye dayanamadığım için atmam ya da pek çok insanda olduğu gibi evine tekrar girmekten çekinmesi gibi. Bu durumun ileri boyutu yaşamla ilgili etkinliklere ilgi duymamaya, kendini başkalarından uzak hissetmeye, duygusal küntlüğe veya duyguların sınırlanmasına ve olumsuz bir gelecek beklentisine kadar varabilir. Ve yine belirtelim bunları deprem ya da herhangi bir travmatik olay sonrası hissetmek normaldir. En azından belirli bir süre için.
Fizyolojik uyarılmışlık ya da aşırı uyarılma tepkileri ise; bedenimizin olaya verdiği tepkilerdir. Bu tip olaylar hem bedensel hem de zihinsel olarak katlanılması zor birer şoktur.Dolayısıyla aşırı bir fizyolojik uyarılmaya neden olabilirler. Nedir bunlar? Örneğin hızlı kalp atışları,avuç içlerinde terlemeler,uyku bozuklukları, iştah bozuklukları, konsantrasyonda güçlükler,aniden irkilmeler vücutta değişik bölgelerde ağrılar şeklinde gözlemlenebilir. Özellikle yaşanan travmatik olay sonrası o anı hatırlatan her hangi bir şeyle (biz bunlara hatırlatıcılar diyoruz bu arada) karşılaşıldığında vücudumuz sanki o anı tekrar yaşıyormuşuz gibi otomatik olarak bu fizyolojik tepkileri göstermeye başlayabilir. Örneğin ben o gece sabaha kadar duyduğum siren sesleri nedeniyle ne zaman siren sesi duysam uzunca bir süre kalp atışlarımda hızlanma hissetmiştim. Ayrıca o dönemde yaşadığım nefes darlığı sıkıntılarının astımdan çok travmaya bağlı psikolojik etkenlerden kaynaklandığı ben o kadar çok ilaç kullandıktan sonra tespit edilebilmişti....!Doktorumu suçlamıyorum bakın bu arada.!Sanırım o da travma konusunda çok fazla bir şey bilmiyordu.
Evet ..saydığımız tüm bu belirtiler ya da tepkiler mi demeliyim son derece örseleyici ancak verilmesi son derece normal tepkilerdir. Özellikle olaydan sonraki bir kaç ay verilmesi son derece normaldir. Sonrasında katıldığım alan çalışmalarında ilimize gelen uzmanlar bu tepkilerin tam olarak ortadan kalkmasının 6 ay ila 2 yıl sürebileceğini ancak bu sürenin aşımından sonra hala gözlemleniyorsa mutlaka profesyonel yardım alınması gerektiğini belirtmişlerdi.
Hemen burada belirtilmesi gereken bir başka önemli nokta da travmatik olaylara karşı gösterilen tepkilerin kişiden kişiye gerek yaş grupları gerek olayın yaşanma biçimi ve maruz kalınan durumun ağırlığı ve kaybın çok olması ve gerekse bireyin kişisel özellikleri ve dayanma gücüne göre farklı düzeylerde gösterilebileceğidir. Yani herkeste aynı tepkiler gösterilmeyebilir ve değişik etkenlere göre gösterilen tepkiler daha ağır ya da daha hafif olarak gözlenebilir. Ancak az önce saydığımız tepkiler her bireyde değişik düzeyde de olsa yaşanabilen ortak tepkilerdir.
Peki bireylerin travmatik olaylardan etkilenmelerini belirleyen etmenler neler?isterseniz bunlara bakalım:
• Aşırı durumlara tanık olmak; örneğin ölümden kıl payı kurtulmak,yaralanmak,ölmekte olan birini görmek,yaralıların taşınmasını izlemek gibi.Enkaz altından kurtarılan biri , ya da evi yıkılan biri olaydan bize göre daha fazla etkilenir.Ya da yaralanan, yakını kaybeden kişi sadece depremi yaşamış fakat bu anlamda kayba uğramamış birisine göre daha fazla etkilenecektir.
• Stres yaratan durumlara maruz kalma süresi; Bu süre ne kadar uzunsa kişinin etkilenme düzeyi o kadar fazladır. Enkaz altında günlerce kalan birine göre daha kısa sürede çıkarılan kişi daha az etkilenecektir.
• Yaşamın tehlikede olduğunu düşünme; eğer kişi o an yaşanan travmatik olay (deprem,sel,yangın,kaza,şiddet tehdidi)sonucu öleceğini düşünmüşse daha fazla etkilenir. Ben o an öleceğimi düşünmüştüm. Eşimle daha sonradan konuştuğumuzda o da aynı şeyi düşünmüş. Hatta o an bunu düşünürken daha çok gencim ve yapacak çok şeyim vardı diye de düşünmüştüm. Fakat o günden sonra yaşamın ne kadar kısa olabileceğini anladım ve artık yapmak istediğim hiç bir şeyi ertelemiyorum. Bakın yaşadığım kötü bir deneyimdi ama bana olumlu kazanımları da olmadı diyemem..Hep sonra yaparım diye ertelediğim pek çok şeyi depremin etkilerinden sıyrılmak için kullandım ve eşimin söylediğine göre deprem bana yaradı...!
• Kişinin başa çıkma gücü de travmatik olaydan etkilenme derecesini belirleyen etmenlerdendir. Kişilerde travmatik olay öncesi varolan başa çıkma gücü etkilenme düzeyini azaltır. Yapılan araştırmalar bazı bireylerin travmatik olaylara daha dayanıklı olduğunu göstermiş. Travmatik olaylara dayanıklı bireyin özellikleri olarak şunlar belirtiliyor(aynı zamanda psikosoyal okul projesinin artık uygulanma amacının travmalara dayanıklı bireyler yetiştirmek olduğunu düşünürsek bu özellikleri burada kısaca sıralamk yararlı olacaktır):
*Kendine ve örseleyici yaşam olaylarıyla başa çıkma gücüne güven,
*Bağımsız düşünebilme ve davranabilme,
*Başkalarıyla almaya ve vermeye dayalı olumlu ilişkiler kurabilme,
*Bireysel disiplin ve sorumluluk duygusuna sahip olma,
*Açık fikirlilik ve esneklik,
*Kendisinin ve başkalarının duygu ve düşüncelerini tanıma ve
anlayabilme,
*Bu duyguları başkalarına iletebilme,
*Stres verici olaylara karşı tolerans,
*Yaşama anlam verecek bir yaşam amacı ve felsefesine sahip olma.
• Sosyal desteğin doğası ve derecesi de kişinin travmatik olaydan etkilenme derecesini belirleyen etmenlerden biridir. Kişinin yeterli derecede sosyal desteğinin olması etkilenme düzeyini azaltmaktadır.
• Çocuklar için özellikle, ana-baba tepkileri çocuğun travmatik olaydan etkilenmesini belirleyen etmenlerdendir. Örneğin anne babaları güçlü olumsuz tepkiler gösteren çocuklar daha fazla etkilenirler.Ben ve eşim o sırada biraz daha soğuk kanlı davranabilmiş olsaydık diye düşünüyorum şu an , belki de kızım o an ve depremin ardından üç gün boyunca konuşmamak gibi bir tepki göstermeyecekti. Bunu çok düşündüm sonraları. Fakat o an elimden daha farklısı gelmezdi. Artık biliyorum ya bunu, kızımla birlikteyken geçirdiğim küçük bir araba kazası sırasında daha soğuk kanlı olmayı başarabildiğimi gözlemledim. O zaman çok fazla korkmadı ve aşırı tepki göstermedi. Şunu biliyorum ki çocuklar göstermeleri gereken tepkinin ne olduğunu bile sizin yüzünüze bakarak anlamaya çalışıyorlar. Siz ağlıyorsanız onlar da ağlıyor ama siz sakin olmaya çalışıyorsanız o da kendini yaşanan olaya rağmen daha güvende hissediyor. Anne ya da babanın kontrolü elinde tuttuğunu görmek, olay onu korkutuyor da olsa az da olsa rahatlamasını sağlıyor.
Buraya kadar TRAVMA nedir? Travma sonrası stres tepkileri nelerdir? Travmalardayanıklı bireylerin özellikleri nelerdir? Bireyler travmalardan etkilenme düzeylerini belirleyen etmenler nelerdir? Sorularının cevaplarını vermiş olduk. Peki bununla başa çıkmak için neler yapılmalı?
Depremin ardından yaşananlar....Bahsetmiştim...o geceyi arabada geçirdik..Ardından ertesi gün memleketimize ,ailemizin yanına gittik..Giderken şanslı sayıyorduk kendimizi ya..bir süre sonra aslında böyle olmadığını anladık..Evet güvendeydik..Orada sarsıntıları, artçı depremleri, depremi yaşayan diğer insanları görmüyorduk ama yine de kendimizi rahat hissedemedik. Hep bozuk plak gibi çevremizdeki insanlara aynı şeyleri anlatmaya çalıştığımızı bir süre sonra farkettim. Hep yaşadıklarımızı anlatmaya ,paylaşmaya çalıştığımızı, hep depremden bahsettiğimizi farkettim..Bir süre sonra artık ailem bile olsa beni dinlemekten bıktıklarını daha da önemlisi beni anlamadıklarını düşünmeye başlamıştım. Onlar da az bir sarsıntı hissetmişlerdi ve ben ne zaman anlatmaya başlasam hemen annem nasıl bir sarsıntı yaşayıp da evden fırlayıp sokağa çıktıklarından bahsediyordu...Ona göre o da yaşamıştı depremi...ve o sallantı çok kötüydü...beni dinlemiyordu. Eşimle konuşabiliyorduk ancak..kızımsa konuşmaya başlamıştı ama tuvalet eğitiminde bir gerileme yaşamış ve yeniden başa dönmüştü...bakın bu arada şunu söyleyebilirim ki tüm bunlar depremin ardından normal tepkiler....Televizyonda onca soğukta çadırlarda yaşayan ya da yaşamaya çalışan insanları izledikçe ağlıyordum. En son bir çadır yangınında bir bebeğin öldüğünü gösteren görüntüleri izlediğimde artık dayanamadım..geri döndük... buraya geri döndüğümüzde , kurulan çadır kentleri, sokaklarda ekmek kuyruklarında ya da yiyecek torbası almak için koşuşan insanları, akşam hiç bir ışığı yanmadığı için hayalet şehri andıran binaları gördüğümüzde tüm korkunçluğuna rağmen yine de buraya ait olduğumuzu anladık. Burada istediğimiz kadar arkadaşlarımızla yaşadıklarımızdan konuşabiliyor ve paylaşabiliyorduk..Birbirimizi anlayabiliyorduk.. Çünkü ortak bir kaderi paylaşmıştık. Evimiz sağlamdı ve gereken tetkikler yapıldığı için girilebilir denmişti. Hafif hasar yani. İlk gün girerken zorlandık ancak sonraki günlerde yine de uyanık olarak ,yaşadığımız her artçı depremde yerimizden sıçrasak da sonunda alıştık..Sitede yanan ışıklar yani evine giren insanlar gittikçe arttıkça biz de kendimizi daha iyi hissediyorduk sanki.. Biz ne kadar iyiysek kızımız da o kadar iyiydi. Bol bol oyun oynuyorduk onunla. Yatarken okuduğumuz masallar bile değişmişti. Oynadığı oyunlarda da mutlaka deprem oluyordu ve her şey devriliyordu önceleri...Sonra bunlar yavaş yavaş azaldı. Bu aslında okuduğum kadarıyla çocuğun kendi kendine bir terapi süreci sanki.Çizdiği resimlerde de aynı konu vardı bir süre..sonraları o da azaldı. Fakat onun açısından da bu kazanım oldu sayılabilir. Kızımızda müthiş bir deprem bilinci yerleşti. Bundan korkmak yerine bununla yaşamak gerektiğini, deprem sırasında ve sonrasında nasıl davranması gerektiğini çok iyi biliyor. Ayrıca gösterilebilecek tepkilerin normalliğini de...
TRAVMATİK OLAYLA BAŞA ÇIKMAK İÇİN NELER YAPILMALI?
• Duygular paylaşılmalı. Konuşun. Özellikle bu olayı yaşayan herkes, sizin hissettiklerinize benzer şeyler hissedecektir. Onlarla dayanışma içinde olun ve konuşun.
• Toparlanmak için kendinize zaman tanıyın. Eğer yakınlarınızı kaybettiyseniz yas tutmanız en doğal hakkınızdır. Zaman zaman duygularınızda iniş-çıkışlar yaşamanız, zorlanmanız son derece doğaldır bu dönemde...kendinize karşı sabırlı olun. Zaman her şeyin ilacıdır. Fakat aradan maksimim 2 yıl geçmesine karşın hala travma sonrası stres tepkilerinde azalma ya da düzelme gözlemnmediyse profesyonel yardım almaktan çekinmeyin. Daha erken de yani olayın üstünden çok uzun zaman geçmeden de yardım alabileceğinizi de burada belirtmeliyim.
• Alkol ve diğer uyuşturuculkardan uzak durun. Ancak doktor tarafından verilen ilaçları kullanın., Sağlık sorunlarınız varsa önceden, bu dönemde ağırlaşabileceğini unutmayın. Tıbbi yardım almaktan çekinmeyin.
• Kendinizi oyalayacak bazı faaliyetler edinin. Başkalarına yardımcı olmak , hayatınızı düzene sokmak,çocuklarınızla daha yakından ilgilenmek olabileceği gibi bir takın el becerisine dayalı işler de olabilir.
• Duygusal olarak yakın gelecekte neler yaşayabileceğiniz konusunda bilgi edinmeye çalışın. Sağlık kuruluşu ya da psikolojik destek veren diğer kuruluşlara başvurun .Yardım alın. Bilgi kaygıyı azaltır ve toparlanma sürecini hızlandırır.
• Günlük yaşamızı sürdürmek ve bundan sonraki yaşamınız düzene sokmak için gerekli olan yani yapmanız gereken şeyleri belirleyin ve bunları önem sırasına göre tek tek ele alarak- gerçekleştirmek için çaba gösterin.
ÇOCUKLAR İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?
• Çocuğunuzla her zamankinden daha fazla zaman geçirin. Olaydan sonraki süreçte bir süre çocuğunuz sizin yanınızdan ayrılamk istemeyebilir ve size aşırı bağımlı davranışar sergileyebilir. Bu son derece normaldir. Ona göstereceğiniz en güzel destek ona daha sık dokunmaktır. Sarılın, dokunun,bu onu konuşmanızdan daha çok rahatlatacaktır.
• O yun çocuk için her zaman önemli olmakla birlikte özellikle böyle dönemlerde gerginliğini azaltmak için ideal bir araçtır. Ona oyun ortamı sağlayın. Diğer çocuklarla bir arada oynayabileceği ortamlara götürün. Resim yapması için gerekli malzemeleri sağlayın. Travma sonrasında bundan etkilenmiş olan küçük çocuklar resim yaparak yaşadıkları olayla ilgili gerginliklerini atabilirler.Yaşadıklarını resme dökmek çok yararlıdır.
• Daha büyük çocuklarınızın sizinle olay hakkına ayrıntılı bir şekilde konuşmasına izin verin. Onlarla bunu konuşmanın onları daha çok üzeceğini sakın düşünmeyin. Aksine konuşmak , paylaşmak, kafalarındaki bazı sorulara yanıt vermek açısından çok yararlıdır ve korkularını azaltır. Onları anladığınızı belirtin.
• EN ÖNEMLİSİ DE SİZ TRAVMANIZI AŞMADA DA ONLARA MODEL OLUN. SİZİ NE KADAR GÜÇLÜ GÖRÜRLERSE ONLARIN TOPARLANMALARI DA O KADAR KOLAY OLACAKTIR.
Bugün bunları yazarken anladım ki yaşadıklarımı asla unutmayacağım. Üzerinden çok zaman geçti. Bunu benden çok daha ağır şekilde yaşayan insanları gördüm. Hayatta yaşanan her şey, bizde izler bırakır. Bu da onlardan biri. Ben ve ailem bu yaşam deneyiminden güçlenerek çıktık. Yaşanan her olayın olumsuz da olsa insana olumlu şeyler katabileceğini düşünürüm ben. Bu da onlardan biri....

Zeynep UĞURLU
Eğitim Uzmanı ve Rehber Öğretmen
Zeynepugurlu2002@yahoo.com