metin
14-05-2006, 18:08
KİŞİLER ARASI BİR SÜREÇ OLARAK ÇEKİCİLİK....
Kişiler Arası Çekicilik Araştırmalarının Temel Bulguları
Çekicilik nedir? Sosyal psikologlar çekiciliği(attraction) birbirinden farklı yaklaşımlarla açıklarlar. Bu yaklaşımlardan ilki öğrenme, ikincisi de bilişsel senge kuramlarıdır. Burada bu kuramlardan uzun uzadıya bahsetmeyeceğim. Sadece öz bili olarak kısa bir açıklamayla geçeceğim. Daha çok araştırma bulgularının açıklanması üzerinde durmak benim için daha önemli..Dileyenler bu konuda yeterince kaynak bulabilirler.
Kişiler arası çekicilik üzerine yaplılan pek çok araştırmanın bulgularına bakıldığında kişilerin birbirini çekici bulmasının dört temel faktöre bağlı olduğu görülmüştür. Bunlar; benzerlik, güzellik, aşinalık ve yakınlık(mesafe olarak) tır. Bu dört faktör , kişilerin birbirlerini çekici bulması noktasında belirleyici olmaktadır.
Araşırma bulgularına göre insanlar şu özelliklere sahip kimseleri çekici bulmaktadırlar:
• Genel olarak bir çok konularda bize benzer olan kişiler
Düşünce, duygu ve davranışlarında bize benzer olanlar
Bizim bedensel güzelliğimiz kadar güzelliğe sahip olanlar
İçinde bulunduğumuz grup ya da toplumsal çevrede bizimle aynı sostal statüye sahip olanlar
Bizimle hemen hemen aynı yaşta olanlar.
• Çekici görünümü olanlar
• Bizden hoşlananlar
• Sık sık görüştüğümüz(bildiğimiz, aşina olduğumuz )kimseler
• Bize yakın oturanlar..( Cüceloğlu,2003,s.530).
Bunları birazdan açıklamadan önce yazıma bir masalla devam etmek istiyorum. Konumuzla bağlantılı ve araştırma bulgularını destekleyici....
Devenin Güzelliği
Evvel zaman içinde çölde yanlız başına yaşayan genç bir deve varmış. Arkadaşlarıyla güzel bir vahada özgürce yaşarkeni bedeviler onları yakalamya çalışmış da bir o kurtulabilmiş ellerinden. Şimdi onun için yapayalnızmış ve kendisine yaşayacak yeni bir vaha bulmalıymış..çölün kızgın güneşi, kum fırtınaları onu ne kadar da zorlasa da yürümeye , koşmaya devam ediyormuş. Bir yandan o mutlu yaşantısı bozuldu diye üzülürken, diğer taraftan da kendisine yaşayabileceği yeni bir yer bulmak için çabalamak zorunda olduğunu düşünüyormuş. Birden uzakta bir yerde bir vaha görmüş ve oraya doğru yönelmiş. Burası eski vahası kadar büyük ve güzel görünmese de tükenmeye yüz tutan gücü onu oraya doğru yöneltmiş. Yeter ki içecek suyu, yiyecek otu olsunmuş da gerisi boşmuş. Fakaaaaaatt burası aslında vahşi hayvanların bolca bulunduğu, aslanların ve kaplanların cirit attığı bir vaha değil miymiş...!! o daha adımını atar atmaz, daha bir tutam ot yiyemeden, bir yudum su içemeden aslanlar ve kaplanlar ..yiyecek ayağımıza geldi diye saldırmazlar mı üstüne??? Yazık deveciğe, gözünü kapatmış ve oracıkta donup kalmış..üldüm bittim diye...ama o ne, kulağına aslan kaplan çığlıkları gelmekte, ama teni hiç acı hissetmemekteymiş.. gözünü açmış ki aslanla kaplan onu yiyebilmek için birbirleriyle dövüşüyor. Bu fırdattan yararlanan deve hemen kaçmış da vurmuş kendini yine çöllere.. çölde gök ateş, yer ateş...deveciğin karnı aç, susamış da üstelik, dermanı kalmamış artık ama son bir gayretle yürümeye devam etmiş..ilerde yine bir vaha görmüş, küçükmüş bu vaha..bir kaç ağaç, bir su birikintisi...olsun demiş, yeter bana..karnım doysun, kendimi güvende hissediyim yeter..atmış kendini vahaya ve oracıkta yığılmış kalmış suyun kenarında. Uyandığında bir ceylanla karşılaşmış..aaaa, ne garip, habire gözünü suya dikmiş, bakarmış ceylan. Garip..demiş. nereye bakıyor acaba? Neyse ki ceylan yüzünü ona çevirmeden onunla konuşmaya başlamış..bi yandan hala sudaki yansımasına bakarak. "Aaaa..kimsin sen,?" "Ne kadar güzel gözlerim var benim değil mi?" "Evet"demiş deve, "gerçekten gözlerin çok güzel"......."Ağzım, burnum, kulaklarım ne kusursuz değil mi deve kardeş"demiş. "Bedenim ve bedenimi kaplayan tüylerim de ne kadar uyumlu bak!" Deve, "tepeden tırnağa herşeyinle çok güzelsin" diye cevap vermiş ona.
İşte o zaman ceylan ilk kez başını kaldırıp deveye bakmış ve "seni ilk kez görüyorum, sen hiç bana benzemiyorsun" demiş ona.
Deve "elbette benzemem" demiş ona gülümseyerek. "Sen bir ceylan, bense bir deveyim. Nasıl sana benzeyeyim?" Demiş. Ceylan demiş ki merakla, "bütün develerin boynu seninki gibi eğri midir?" Devenin yüzü biraz asılarak "evet"demiş, "eğridir".. Ceylan, "peki ya sırtları senin gibi kambur mu olur hep?" Deve , "evet" demiş kaşları çatılarak.."kamburdur".. Ceylanın soruları bitmek bilmiyormuş.."Ya ayakları" demiş.."seninkiler kadar kocaman kocaman mıdır hep?" Deve "evet" demiş dudaklarını sarkıtarak.."kocamandır".....
Ceylan deveyi küçümseyerek, "iyi ki deve değilmişim" demiş..onun çok çirkin olduğunu düşünerek..
Deveciğin kalbi kırılmış kırılmsına da ağzını açıp da tek söz etmemiş ceylana..Gidip suyunu içmiş, otunu yemiş, kendine gelmiş. Ceylan ise devenin peşinden hiç ayrılmıyor, habire ya soru soruyor, ya da birşeyler anlatıyormuş. Öyle uzun zamandır yanlızmış ki o vahada...hiç arkadaşı yokmuş, onun için sudaki yansımasına bakar, onunla oyalanır, onunla konuşurmuş. Sonunda da kendi güzelliğine hayran olmuş...
Her dakika deveye aynı soruyu soruyormuş. Deve kardeş, sen çok yer gezdin, hiç benim kadar güzelini gördün mü? Deve hayır dermi , görmedim, gördüğüm en güzel canlı sensin. Ceylan ona yalvarırmış ne olur beni o gittiğin yerlere götür, herkes görsün güzelliğimi diye..
Deve ona aoralardaki tehlikeleri anlatmaya çalışsa da ceylan, olsun diyormuş, kimse bana zarar veremez, güzelliğime kimse kıyamaz. Sen çok çirkin olduğun için sana kötü davranmışlar diyormuş.
Sonunda deve ikna olmuş ve ceylanı şu aslan-kaplan dolu vahaya götürmüş. Eeee...çok uyarmış ama dinleyen kim?
Vahaya gittiklerinde ceylana olanlar da devenin başına gelenlerden farklı olmamış elbet.Ceylan devenin sayesinde kurtulmuş diyelim de burasını kısa keselim. Ceylan anlamış aslanlarla kaplanların güzelliğinin değil etinin derdinde olduğunu. Kendi vahalarına dönmeye kara vermişler en sonunda.Ama yol çöl yolculuğu, çetin mi çetin...Daha bir arpa boyu yol gidemeden kum fırtınasına yakalanmışlar. Devenin vücudu çöl koşullarına uygunmuş, ceylan öyle mi ya? İnce narin vücudu çabucak yorulmuş, ayakları kumda yürümeye alışık olmadığından batıp duruyormuş kumlara. Deve kardeş demiş ben yoruldum, beni bırak burda sen git. Deve dinler mi onu? Bırakır mı arkadaşını? Aldığı gibi sırtına ceylanı , vurmuş kendini yollara..zor bela gelmişler kendi vahalarına.
Varır varmaz deve ceylanın ağzına su damlatmış, yanına bir kaç tutam ot bırakmış , sonra kendisi su içip bir tıtam ot yemiş, bir kenara çekilip uyuklamaya başlamış..
Uyandığında ceylanı su içip susuzluğunu , ot yiyip açlığını gidermiş olarak bulmuş. Üstelik gözlerini kendisine dikmiş, hayran kayran deveye bakıyormuş ceylan..deve bu bakışların anlamını çözememiş, korkmuş, bana niye öyle bakıyorsun diye sormuş ceylana. Ceylan o kadar güzelsin ki demiş sana bakmaktan kendimi alamıyorum.deve şaşırmış, beni güzel mi buluyorsun? Ama nasıl olur? Şu eğri boynumu, kambur sırtımı, kocaman ayaklarımı görmüyor musun demiş.
Ceylan, hayır demiş ben yalnızca sevgi dolu cesur bir yürek ve en güç koşullarda bile başkalarına yardımdan kaçınmayan dünyalar güzeli birini görüyorum..
Evet masal bitti. Bu masalı neden sıkıştırdık şimdi buraya? Hatırlayalım...biz kimleri çekici bulurduk?
• Genel olarak bir çok konularda bize benzer olan kişiler...
Düşünce, duygu ve davranışlarında bize benzer olanlar
Bizim bedensel güzelliğimiz kadar güzelliğe sahip olanlar
İçinde bulunduğumuz grup ya da toplumsal çevrede bizimle aynı sostal statüye sahip olanlar ....
Bizimle hemen hemen aynı yaşta olanlar.
• Çekici görünümü olanlar
• Bizden hoşlananlar...
• Sık sık görüştüğümüz(bildiğimiz, aşina olduğumuz )kimseler.Bize yakın oturanlar...
Şimdi isterseniz çekiciliğin farklı yaklaşımlarla açıklanmasına kısaca yer verelim burada.
Çekiciliğin Psikolojik Denge Kavramıyla Açıklanması;(Heider ve Newcomb)
Denge yaklaşımları, bireyin iç dünyasında ve dış dünyasında bir denge aradığını kabul eder ve bu dengeyi buluncaya kadar bireyin faal olarak iç ve dış dünyasında değişimler yapacağını bekler. İç dünyasında düşünce , duygu ve inançları arasında bir uyum kurmaya çalışan birey, düşünce duygu ve inançlarıyla dış dünyaya dönük olarak yaptığı davranışları arasında bir tutarlık ve denge arar..
Heider'e göre, bireyler ilişkilerinde uyum ve denge aradıklarından, zaman içinde ya iç dünyalarında ya da ilişkilerinde değişiklikler yaparak dengeli ilişkilere doğru bir gelişme gösterirler. Kişiler arası ilişkilerde simetri denge, simetrik ilişki ise dengeli ilişki anlamına gelmektedir. Dengeli yani simetrik ilişki kurmaya sürekli bir yönelim vardır ve bunun kurulmasında iletişim kilittir. İletişim kurdukça bireyler ilişkideki simetriyi başarabilmektedir. Simetrik yani dengeli ilişkiler daha rahat, hoş ve daha uzun süreli olmaktadır.
Kişiler arası ilişkilerde dengenin temel olduğunu ifade eden kuramı özetlersek;
• Dengeli ilişkiler hoştur ve bu tür ilişkiler devam etme eğilimi gösterir.
• Dengesiz ilişkiler rahatsız edicidir ve uzun süreli değildir.
• Birey , kendisi gibi düşünen, duyan ve davranan kişileri daha çekici bulur.
• Birey , bir kişiden hoşlandığı zaman, o kişinin kendisi için önemli pek çok konuda benzer düşüneceğini varsayar.
Kişiler Arası Çekiciliğin Öğrenme Kuramlarıyla Açıklanması(Clore ve Byrne)
Kuramcılar klasik koşullanma kavramlarını kişiler arası çekiciliği açıklamak için kullanmışlardır. Bu kurama göre ; kişi hoş bir durumdaysa çevresindeki insanları da hoş bulmaya başlar. Bunun tam tersi de söz konusu tabi ki. Etrafınızda bulunan kişilerin o an hoşunuza giden ya da gitmeyen bir ortamda olmanıza herhengi bir etki ya da katkıda bulunması önemli değil, önemli olan o an çevernizde bulunup bulunmamalarıdır bu kurama göre. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kuramın ödül ve ceza gibi edimsel (operant-Dökmen'in aynı adlı kitabına bakılabilir bu arada) şartlanma kavramlarını kullanmamaları sadece klasik koşullanma kavramlarını kullanmalarıdır. Herhangi bir pekiştireç yoktur.
Şimdi bu kuramları öz bilgi olarak kısaca açıkladıktan sonra kişiler arası çekicilik araştırmalarının temel bulgularına dönelim isterseniz.
Kimleri çekici buluruz?
1-Benzerlik: Bize benzer olanlardan hoşlanacağımızı hem denge hem de öğrenme kuramı söyler ve araştırma bulguları da bunu destekler denmiştir. Burada birebir benzemek ya da benzer özellikler taşımaktan çok algılanan benzerliğin önemli olduğu belirtilmektedir. Bize benzediğini düşündüğümüz insanlardan hoşlanırız.Yalnız kişilerin birbirlerinden hoşlanmalarının altında sadece benzerlik değil birbirlerinin eksik kalan yanlarını tamamlama,destekleyici bir ilişki içinde olmaları da önemlidir.
2. Bedensel Güzellik: Gerek toplumumuzda gerekse diğer toplumlarda oldukça güzel ve alımlı kişilerin reklamlarda ,tv de yeralması , güzel ve çekici görünümlü kişilerle olumlu özellikleri çağrıştırmakta ve kişilerin fiziksel açıdan güzel ve çekici olan kişleri psikolojik olarak da çekici bulmalarına yönelik bir eğilim oluşturmaktadır. Ancak araştırmalar, kişilerin ancak kendileri kadar fiziksel güzelliği olan kişileri tercih ettiklerini göstermektedir....
3. Aşinalık: Bizce bilinen, aşina olduğumuz kişileri daha hoş ve çekici bulduğumuz gözlenmiş yine aynı araştırmada. Hatta bazı psikologlar, sık sık görme ve beraber olmanın hoşlanmaya sebep olacağını da ileri sürmüşlerdir. Onlara göre etkileşimin içeriğinin çok bir önemi yoktur! Etkileşim konusu ne olursa olsun etkileşimlerden ortaya çıkacak aşinalıktan dolayı beğenme ve hoşlanmanın ortaya çıkacağını belirtirler. Öellikle reklamcılık sektöründe ürünün sık gösterilmesi ile müşterinin ürüne karşı aşinalık oluşarak satın alma eğilimi oluşturulması da bu fikre dayanmaktadır.
4. Mekan içinde yakınlık: Özellikle mekansal yakınlığın kimlerle arkadaş olunup olunmayacağını büyük ölçüde belirlediği ileri sürülmektedir. Öeneğin sınıfta yakın oturan çocukların birbiriyle konuşma olanağı uzak oturanlara göre daha fazladır. Bu yakınlık zaman içinde aşinalığa yol açar. Ve sonuçta bu kişiler daha hoş ve çekici bulunur. Bize yakın oturanlarla da daha çok iletişim içinde olduğumuz ve dolayısıyla komşuluk ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda yakın komşularımızı daha sık gördüğümüz için onlardan daha çok hoşlanacağımız çıkarsamasında bulunuluyor yine araştırma bulgularına göre.
Bunlar çekiciliğin temel birimleri olmakla birlikte sadece bize fikir vermesi açısından önemlidir. Ve her zaman da bize benzeyen, bize yakın, bizim kadar güzel ve çok sık gördüğümüz insanlardan da hoşlanmayız. Şöyle bir düşündüğümüzde aynı ortamda sürekli birlikte olduğumuz ama çok çatıştığımız insanlar olabilmekte.. en kanlı savaşlar komşu ülkeler arasında olmamış mıdır mesela? Ya da en yakın komşumuzu hiç sevmeyebilir hatta yüzünü görmek bile istemeyebiliriz..ya çok sık gördüğümüz işverenimizi...:)) ya da komşu çocukları birbirleriyle ne kadar çok kavga eder değil mi bazan?
Sonuç olarak şunu söylemek çok daha doğrudur. Burada sayılanlar çekiciliğin temel birimleri olmakla birlikte insan ilişkileri son derece karmaşıktır. Bu temel birimler bize fikir veriri ancak bu her bir çekicilik temel biriminin etkililik ölçüsünü tam olarak belirleyebilmek için kişilerin nasıl bir ilişkiler örüntüsü olduğuna bakmak daha doğrudur.
Tutumlar, yüklemeler ve çekiciliğe de kısaca değinmek doğru olur burada.. Sadece çekicilik temel birimleri değil, bir kişinin davranışına yapılan yükleme de önemlidir o kişiyi çekici ve hoş bulma noktasında. Örneğin köye çeşme yaptıran muhtar, köylüler tarafında eğer bunu köye yardım amaçlı yapıyor diye değerlendirilirse köylüler onu çekici ve hoş bulur. Ama bunu siyasi bir çıkar amaçlı yapıyor diye düşünürlerse muhtara karşı duyguları olumsuzdur. Yani bir kişinin davranışına yapılan olumlu ya da olumsuz yükleme, o kişinin hoş ve çekici bulunulup bulunulmasıyla ilişkidir. Günlük yaşamımızda davranışları bütünsellik içinde ele alıp incelemek gereklidir.
Zeynep Uğurlu
Eğitim Uzmanı ve Rehber Öğretmen
Kişiler Arası Çekicilik Araştırmalarının Temel Bulguları
Çekicilik nedir? Sosyal psikologlar çekiciliği(attraction) birbirinden farklı yaklaşımlarla açıklarlar. Bu yaklaşımlardan ilki öğrenme, ikincisi de bilişsel senge kuramlarıdır. Burada bu kuramlardan uzun uzadıya bahsetmeyeceğim. Sadece öz bili olarak kısa bir açıklamayla geçeceğim. Daha çok araştırma bulgularının açıklanması üzerinde durmak benim için daha önemli..Dileyenler bu konuda yeterince kaynak bulabilirler.
Kişiler arası çekicilik üzerine yaplılan pek çok araştırmanın bulgularına bakıldığında kişilerin birbirini çekici bulmasının dört temel faktöre bağlı olduğu görülmüştür. Bunlar; benzerlik, güzellik, aşinalık ve yakınlık(mesafe olarak) tır. Bu dört faktör , kişilerin birbirlerini çekici bulması noktasında belirleyici olmaktadır.
Araşırma bulgularına göre insanlar şu özelliklere sahip kimseleri çekici bulmaktadırlar:
• Genel olarak bir çok konularda bize benzer olan kişiler
Düşünce, duygu ve davranışlarında bize benzer olanlar
Bizim bedensel güzelliğimiz kadar güzelliğe sahip olanlar
İçinde bulunduğumuz grup ya da toplumsal çevrede bizimle aynı sostal statüye sahip olanlar
Bizimle hemen hemen aynı yaşta olanlar.
• Çekici görünümü olanlar
• Bizden hoşlananlar
• Sık sık görüştüğümüz(bildiğimiz, aşina olduğumuz )kimseler
• Bize yakın oturanlar..( Cüceloğlu,2003,s.530).
Bunları birazdan açıklamadan önce yazıma bir masalla devam etmek istiyorum. Konumuzla bağlantılı ve araştırma bulgularını destekleyici....
Devenin Güzelliği
Evvel zaman içinde çölde yanlız başına yaşayan genç bir deve varmış. Arkadaşlarıyla güzel bir vahada özgürce yaşarkeni bedeviler onları yakalamya çalışmış da bir o kurtulabilmiş ellerinden. Şimdi onun için yapayalnızmış ve kendisine yaşayacak yeni bir vaha bulmalıymış..çölün kızgın güneşi, kum fırtınaları onu ne kadar da zorlasa da yürümeye , koşmaya devam ediyormuş. Bir yandan o mutlu yaşantısı bozuldu diye üzülürken, diğer taraftan da kendisine yaşayabileceği yeni bir yer bulmak için çabalamak zorunda olduğunu düşünüyormuş. Birden uzakta bir yerde bir vaha görmüş ve oraya doğru yönelmiş. Burası eski vahası kadar büyük ve güzel görünmese de tükenmeye yüz tutan gücü onu oraya doğru yöneltmiş. Yeter ki içecek suyu, yiyecek otu olsunmuş da gerisi boşmuş. Fakaaaaaatt burası aslında vahşi hayvanların bolca bulunduğu, aslanların ve kaplanların cirit attığı bir vaha değil miymiş...!! o daha adımını atar atmaz, daha bir tutam ot yiyemeden, bir yudum su içemeden aslanlar ve kaplanlar ..yiyecek ayağımıza geldi diye saldırmazlar mı üstüne??? Yazık deveciğe, gözünü kapatmış ve oracıkta donup kalmış..üldüm bittim diye...ama o ne, kulağına aslan kaplan çığlıkları gelmekte, ama teni hiç acı hissetmemekteymiş.. gözünü açmış ki aslanla kaplan onu yiyebilmek için birbirleriyle dövüşüyor. Bu fırdattan yararlanan deve hemen kaçmış da vurmuş kendini yine çöllere.. çölde gök ateş, yer ateş...deveciğin karnı aç, susamış da üstelik, dermanı kalmamış artık ama son bir gayretle yürümeye devam etmiş..ilerde yine bir vaha görmüş, küçükmüş bu vaha..bir kaç ağaç, bir su birikintisi...olsun demiş, yeter bana..karnım doysun, kendimi güvende hissediyim yeter..atmış kendini vahaya ve oracıkta yığılmış kalmış suyun kenarında. Uyandığında bir ceylanla karşılaşmış..aaaa, ne garip, habire gözünü suya dikmiş, bakarmış ceylan. Garip..demiş. nereye bakıyor acaba? Neyse ki ceylan yüzünü ona çevirmeden onunla konuşmaya başlamış..bi yandan hala sudaki yansımasına bakarak. "Aaaa..kimsin sen,?" "Ne kadar güzel gözlerim var benim değil mi?" "Evet"demiş deve, "gerçekten gözlerin çok güzel"......."Ağzım, burnum, kulaklarım ne kusursuz değil mi deve kardeş"demiş. "Bedenim ve bedenimi kaplayan tüylerim de ne kadar uyumlu bak!" Deve, "tepeden tırnağa herşeyinle çok güzelsin" diye cevap vermiş ona.
İşte o zaman ceylan ilk kez başını kaldırıp deveye bakmış ve "seni ilk kez görüyorum, sen hiç bana benzemiyorsun" demiş ona.
Deve "elbette benzemem" demiş ona gülümseyerek. "Sen bir ceylan, bense bir deveyim. Nasıl sana benzeyeyim?" Demiş. Ceylan demiş ki merakla, "bütün develerin boynu seninki gibi eğri midir?" Devenin yüzü biraz asılarak "evet"demiş, "eğridir".. Ceylan, "peki ya sırtları senin gibi kambur mu olur hep?" Deve , "evet" demiş kaşları çatılarak.."kamburdur".. Ceylanın soruları bitmek bilmiyormuş.."Ya ayakları" demiş.."seninkiler kadar kocaman kocaman mıdır hep?" Deve "evet" demiş dudaklarını sarkıtarak.."kocamandır".....
Ceylan deveyi küçümseyerek, "iyi ki deve değilmişim" demiş..onun çok çirkin olduğunu düşünerek..
Deveciğin kalbi kırılmış kırılmsına da ağzını açıp da tek söz etmemiş ceylana..Gidip suyunu içmiş, otunu yemiş, kendine gelmiş. Ceylan ise devenin peşinden hiç ayrılmıyor, habire ya soru soruyor, ya da birşeyler anlatıyormuş. Öyle uzun zamandır yanlızmış ki o vahada...hiç arkadaşı yokmuş, onun için sudaki yansımasına bakar, onunla oyalanır, onunla konuşurmuş. Sonunda da kendi güzelliğine hayran olmuş...
Her dakika deveye aynı soruyu soruyormuş. Deve kardeş, sen çok yer gezdin, hiç benim kadar güzelini gördün mü? Deve hayır dermi , görmedim, gördüğüm en güzel canlı sensin. Ceylan ona yalvarırmış ne olur beni o gittiğin yerlere götür, herkes görsün güzelliğimi diye..
Deve ona aoralardaki tehlikeleri anlatmaya çalışsa da ceylan, olsun diyormuş, kimse bana zarar veremez, güzelliğime kimse kıyamaz. Sen çok çirkin olduğun için sana kötü davranmışlar diyormuş.
Sonunda deve ikna olmuş ve ceylanı şu aslan-kaplan dolu vahaya götürmüş. Eeee...çok uyarmış ama dinleyen kim?
Vahaya gittiklerinde ceylana olanlar da devenin başına gelenlerden farklı olmamış elbet.Ceylan devenin sayesinde kurtulmuş diyelim de burasını kısa keselim. Ceylan anlamış aslanlarla kaplanların güzelliğinin değil etinin derdinde olduğunu. Kendi vahalarına dönmeye kara vermişler en sonunda.Ama yol çöl yolculuğu, çetin mi çetin...Daha bir arpa boyu yol gidemeden kum fırtınasına yakalanmışlar. Devenin vücudu çöl koşullarına uygunmuş, ceylan öyle mi ya? İnce narin vücudu çabucak yorulmuş, ayakları kumda yürümeye alışık olmadığından batıp duruyormuş kumlara. Deve kardeş demiş ben yoruldum, beni bırak burda sen git. Deve dinler mi onu? Bırakır mı arkadaşını? Aldığı gibi sırtına ceylanı , vurmuş kendini yollara..zor bela gelmişler kendi vahalarına.
Varır varmaz deve ceylanın ağzına su damlatmış, yanına bir kaç tutam ot bırakmış , sonra kendisi su içip bir tıtam ot yemiş, bir kenara çekilip uyuklamaya başlamış..
Uyandığında ceylanı su içip susuzluğunu , ot yiyip açlığını gidermiş olarak bulmuş. Üstelik gözlerini kendisine dikmiş, hayran kayran deveye bakıyormuş ceylan..deve bu bakışların anlamını çözememiş, korkmuş, bana niye öyle bakıyorsun diye sormuş ceylana. Ceylan o kadar güzelsin ki demiş sana bakmaktan kendimi alamıyorum.deve şaşırmış, beni güzel mi buluyorsun? Ama nasıl olur? Şu eğri boynumu, kambur sırtımı, kocaman ayaklarımı görmüyor musun demiş.
Ceylan, hayır demiş ben yalnızca sevgi dolu cesur bir yürek ve en güç koşullarda bile başkalarına yardımdan kaçınmayan dünyalar güzeli birini görüyorum..
Evet masal bitti. Bu masalı neden sıkıştırdık şimdi buraya? Hatırlayalım...biz kimleri çekici bulurduk?
• Genel olarak bir çok konularda bize benzer olan kişiler...
Düşünce, duygu ve davranışlarında bize benzer olanlar
Bizim bedensel güzelliğimiz kadar güzelliğe sahip olanlar
İçinde bulunduğumuz grup ya da toplumsal çevrede bizimle aynı sostal statüye sahip olanlar ....
Bizimle hemen hemen aynı yaşta olanlar.
• Çekici görünümü olanlar
• Bizden hoşlananlar...
• Sık sık görüştüğümüz(bildiğimiz, aşina olduğumuz )kimseler.Bize yakın oturanlar...
Şimdi isterseniz çekiciliğin farklı yaklaşımlarla açıklanmasına kısaca yer verelim burada.
Çekiciliğin Psikolojik Denge Kavramıyla Açıklanması;(Heider ve Newcomb)
Denge yaklaşımları, bireyin iç dünyasında ve dış dünyasında bir denge aradığını kabul eder ve bu dengeyi buluncaya kadar bireyin faal olarak iç ve dış dünyasında değişimler yapacağını bekler. İç dünyasında düşünce , duygu ve inançları arasında bir uyum kurmaya çalışan birey, düşünce duygu ve inançlarıyla dış dünyaya dönük olarak yaptığı davranışları arasında bir tutarlık ve denge arar..
Heider'e göre, bireyler ilişkilerinde uyum ve denge aradıklarından, zaman içinde ya iç dünyalarında ya da ilişkilerinde değişiklikler yaparak dengeli ilişkilere doğru bir gelişme gösterirler. Kişiler arası ilişkilerde simetri denge, simetrik ilişki ise dengeli ilişki anlamına gelmektedir. Dengeli yani simetrik ilişki kurmaya sürekli bir yönelim vardır ve bunun kurulmasında iletişim kilittir. İletişim kurdukça bireyler ilişkideki simetriyi başarabilmektedir. Simetrik yani dengeli ilişkiler daha rahat, hoş ve daha uzun süreli olmaktadır.
Kişiler arası ilişkilerde dengenin temel olduğunu ifade eden kuramı özetlersek;
• Dengeli ilişkiler hoştur ve bu tür ilişkiler devam etme eğilimi gösterir.
• Dengesiz ilişkiler rahatsız edicidir ve uzun süreli değildir.
• Birey , kendisi gibi düşünen, duyan ve davranan kişileri daha çekici bulur.
• Birey , bir kişiden hoşlandığı zaman, o kişinin kendisi için önemli pek çok konuda benzer düşüneceğini varsayar.
Kişiler Arası Çekiciliğin Öğrenme Kuramlarıyla Açıklanması(Clore ve Byrne)
Kuramcılar klasik koşullanma kavramlarını kişiler arası çekiciliği açıklamak için kullanmışlardır. Bu kurama göre ; kişi hoş bir durumdaysa çevresindeki insanları da hoş bulmaya başlar. Bunun tam tersi de söz konusu tabi ki. Etrafınızda bulunan kişilerin o an hoşunuza giden ya da gitmeyen bir ortamda olmanıza herhengi bir etki ya da katkıda bulunması önemli değil, önemli olan o an çevernizde bulunup bulunmamalarıdır bu kurama göre. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kuramın ödül ve ceza gibi edimsel (operant-Dökmen'in aynı adlı kitabına bakılabilir bu arada) şartlanma kavramlarını kullanmamaları sadece klasik koşullanma kavramlarını kullanmalarıdır. Herhangi bir pekiştireç yoktur.
Şimdi bu kuramları öz bilgi olarak kısaca açıkladıktan sonra kişiler arası çekicilik araştırmalarının temel bulgularına dönelim isterseniz.
Kimleri çekici buluruz?
1-Benzerlik: Bize benzer olanlardan hoşlanacağımızı hem denge hem de öğrenme kuramı söyler ve araştırma bulguları da bunu destekler denmiştir. Burada birebir benzemek ya da benzer özellikler taşımaktan çok algılanan benzerliğin önemli olduğu belirtilmektedir. Bize benzediğini düşündüğümüz insanlardan hoşlanırız.Yalnız kişilerin birbirlerinden hoşlanmalarının altında sadece benzerlik değil birbirlerinin eksik kalan yanlarını tamamlama,destekleyici bir ilişki içinde olmaları da önemlidir.
2. Bedensel Güzellik: Gerek toplumumuzda gerekse diğer toplumlarda oldukça güzel ve alımlı kişilerin reklamlarda ,tv de yeralması , güzel ve çekici görünümlü kişilerle olumlu özellikleri çağrıştırmakta ve kişilerin fiziksel açıdan güzel ve çekici olan kişleri psikolojik olarak da çekici bulmalarına yönelik bir eğilim oluşturmaktadır. Ancak araştırmalar, kişilerin ancak kendileri kadar fiziksel güzelliği olan kişileri tercih ettiklerini göstermektedir....
3. Aşinalık: Bizce bilinen, aşina olduğumuz kişileri daha hoş ve çekici bulduğumuz gözlenmiş yine aynı araştırmada. Hatta bazı psikologlar, sık sık görme ve beraber olmanın hoşlanmaya sebep olacağını da ileri sürmüşlerdir. Onlara göre etkileşimin içeriğinin çok bir önemi yoktur! Etkileşim konusu ne olursa olsun etkileşimlerden ortaya çıkacak aşinalıktan dolayı beğenme ve hoşlanmanın ortaya çıkacağını belirtirler. Öellikle reklamcılık sektöründe ürünün sık gösterilmesi ile müşterinin ürüne karşı aşinalık oluşarak satın alma eğilimi oluşturulması da bu fikre dayanmaktadır.
4. Mekan içinde yakınlık: Özellikle mekansal yakınlığın kimlerle arkadaş olunup olunmayacağını büyük ölçüde belirlediği ileri sürülmektedir. Öeneğin sınıfta yakın oturan çocukların birbiriyle konuşma olanağı uzak oturanlara göre daha fazladır. Bu yakınlık zaman içinde aşinalığa yol açar. Ve sonuçta bu kişiler daha hoş ve çekici bulunur. Bize yakın oturanlarla da daha çok iletişim içinde olduğumuz ve dolayısıyla komşuluk ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda yakın komşularımızı daha sık gördüğümüz için onlardan daha çok hoşlanacağımız çıkarsamasında bulunuluyor yine araştırma bulgularına göre.
Bunlar çekiciliğin temel birimleri olmakla birlikte sadece bize fikir vermesi açısından önemlidir. Ve her zaman da bize benzeyen, bize yakın, bizim kadar güzel ve çok sık gördüğümüz insanlardan da hoşlanmayız. Şöyle bir düşündüğümüzde aynı ortamda sürekli birlikte olduğumuz ama çok çatıştığımız insanlar olabilmekte.. en kanlı savaşlar komşu ülkeler arasında olmamış mıdır mesela? Ya da en yakın komşumuzu hiç sevmeyebilir hatta yüzünü görmek bile istemeyebiliriz..ya çok sık gördüğümüz işverenimizi...:)) ya da komşu çocukları birbirleriyle ne kadar çok kavga eder değil mi bazan?
Sonuç olarak şunu söylemek çok daha doğrudur. Burada sayılanlar çekiciliğin temel birimleri olmakla birlikte insan ilişkileri son derece karmaşıktır. Bu temel birimler bize fikir veriri ancak bu her bir çekicilik temel biriminin etkililik ölçüsünü tam olarak belirleyebilmek için kişilerin nasıl bir ilişkiler örüntüsü olduğuna bakmak daha doğrudur.
Tutumlar, yüklemeler ve çekiciliğe de kısaca değinmek doğru olur burada.. Sadece çekicilik temel birimleri değil, bir kişinin davranışına yapılan yükleme de önemlidir o kişiyi çekici ve hoş bulma noktasında. Örneğin köye çeşme yaptıran muhtar, köylüler tarafında eğer bunu köye yardım amaçlı yapıyor diye değerlendirilirse köylüler onu çekici ve hoş bulur. Ama bunu siyasi bir çıkar amaçlı yapıyor diye düşünürlerse muhtara karşı duyguları olumsuzdur. Yani bir kişinin davranışına yapılan olumlu ya da olumsuz yükleme, o kişinin hoş ve çekici bulunulup bulunulmasıyla ilişkidir. Günlük yaşamımızda davranışları bütünsellik içinde ele alıp incelemek gereklidir.
Zeynep Uğurlu
Eğitim Uzmanı ve Rehber Öğretmen