MeLanChOLy
27-05-2006, 21:08
DERSHANELER ve PARAYA DAYALI EĞİTİM SİSTEMİMİZ
Duygu SUCUKA
Eğitim, eskiden de ülkenin önemli bir sorunuydu, bugün de. Aradaki fark; eskiden, eğitimli bir Türkiye yaratmak ilk hedefti, bugün ise ilk hedef, eğitim üzerinden ticaret yapmak.
Eğitimimizin, paraya dayalı görüntüsünü birkaç yönden irdelemek mümkün. Paralı okullar, paralı okullar gibi çalışan devlet okulları, dershananeler, özel ders verenler, vs.
Paralı okullarla ilgili, özellikle özel üniversitelerin çoğalmasının gereksizliği konusundaki düşüncelerimi daha önceki bir yazımda işlemiştim. Burada dershanelere değinmek istiyorum.
Bir dershaneler yarışıdır almış başını gidiyor. Özellikle büyük şehirlerde, uçan fiyatlarla dershaneler yarış halinde. İyi eğitim verecekler ya, okullardaki iyi öğretmenleri kendilerine çekme yarışı da var tabi.
Ankara dershane piyasasında, bildiğim kadarıyla fiyatlar, bir eğitim yılı için, ilköğretimde yaklaşık 2-4 milyar, liselerde 4-10 milyar lira arasında değişiyor. Büyük şehirlerde bu rakamlar aşağı yukarı aynı olmalı. Gelecek yıl için dershane kaydını, bu yılın ikinci eğitim döneminden itibaren yaptırmak gerekiyor. Bu yılın mayıs ayını geçirirseniz, kayıtlar dolabilir ve açıkta kalabilirsiniz. Yani eylül ayında başlayacak derslerin ödemesi daha önceki nisan-mayıs aylarından itibaren başlıyor.
Aileler, çocuklarını dershaneye vermeseler vicdanen rahatsız oluyorlar, verseler yıllar boyu maddi sıkıntı yaşıyorlar. Çocuğunu dershaneye gönderebilecek maddi olanaklara sahip olmayan aileler ise bu manzaraya uzaktan seyirci kalmakla yetiniyorlar.
Büyük şehirlerdeki uçuk dershane fiyatları diğer şehirlerde, küçük yerlerde daha farklı. Yarı yarıya ya da üçte birine denk gelecek kadar.
Bir çocuğun anadolu ve fen liselerine hazırlanabilmesi için, ortalama olarak orta ikinci sınıftan itibaren dershaneye gitmesi gerektiği görüşü yaygın. Üniversite hazırlığı için de lise bir ya da ikinci sınıftan itibaren dershane dersi almak gerekiyor. Bir çocuk için üniversiteye girinceye kadar dershaneye verilen para ortalama 15-20 bin dolar. Bir de evde özel ders aldırılıyorsa, birkaç bin dolar da o yapar. Çocuk aynı zamanda özel okulda okuyorsa ve bütün bunların sonucunda, yeterli başarıyı gösteremeyip özel bir üniversiteye gitmişse, o çucuğun ailesine eğitim maliyeti en az 100 bin dolar civarındadır.
Bütçesi buna elverişli olan her aile, elbette “çocuğum için feda olsun” düşüncesi içerisindedir. Bütçesi buna elvermeyen ve çocuğunun durumu pek parlak olmayan aileler de “param yok ki okutayım” umutsuzluğuyla yaşamaktadır.
Her şey bir yana, burada sorgulanması gereken eğitimin neden bu hale getirildiğidir. Neden bugün eğitimin çok iyi bir ticaret kolu olarak görüldüğüdür. O dershanlerdeki iddialı, çok iyi olarak gösterilen öğretmenler eskiden, dershanaler yokken, bir ideal doğrultusunda bizleri, bugünün anne-babalarını yetiştiren öğretmenler değil miydi?
Özel ders aldırmalar ve dershanaler çocukların ders çalışma kültürünü değiştirmiş bulunuyor. Dershaneye giden veya evde özel ders alan çocuk, kendisini bir başkasıyla çalışmaya şartlandırdığı için, bir yandan güven kaybına uğrarken bir yandan da tembelliğe alışıyor. Konuya bir de bu açıdan bakmak gerekirse; bugünkü genç kuşağı, çocuklarımızı tembelliğe iten önemli bir unsurdur özel dersler, özel okullar, dershaneler.
Eleştirilecek bir dolu unsurun bulunduğu eğitim sistemimizde, eğitim üzerinden bu kadar ticaret yapılmasına göz yumulmamalı, çocukların okullarda iyi yetişmesine, okullardan bomboş çıkmamasına dikkat edilmelidir.
25.05.2004
dsucuka@hotmail.com
Duygu SUCUKA
Eğitim, eskiden de ülkenin önemli bir sorunuydu, bugün de. Aradaki fark; eskiden, eğitimli bir Türkiye yaratmak ilk hedefti, bugün ise ilk hedef, eğitim üzerinden ticaret yapmak.
Eğitimimizin, paraya dayalı görüntüsünü birkaç yönden irdelemek mümkün. Paralı okullar, paralı okullar gibi çalışan devlet okulları, dershananeler, özel ders verenler, vs.
Paralı okullarla ilgili, özellikle özel üniversitelerin çoğalmasının gereksizliği konusundaki düşüncelerimi daha önceki bir yazımda işlemiştim. Burada dershanelere değinmek istiyorum.
Bir dershaneler yarışıdır almış başını gidiyor. Özellikle büyük şehirlerde, uçan fiyatlarla dershaneler yarış halinde. İyi eğitim verecekler ya, okullardaki iyi öğretmenleri kendilerine çekme yarışı da var tabi.
Ankara dershane piyasasında, bildiğim kadarıyla fiyatlar, bir eğitim yılı için, ilköğretimde yaklaşık 2-4 milyar, liselerde 4-10 milyar lira arasında değişiyor. Büyük şehirlerde bu rakamlar aşağı yukarı aynı olmalı. Gelecek yıl için dershane kaydını, bu yılın ikinci eğitim döneminden itibaren yaptırmak gerekiyor. Bu yılın mayıs ayını geçirirseniz, kayıtlar dolabilir ve açıkta kalabilirsiniz. Yani eylül ayında başlayacak derslerin ödemesi daha önceki nisan-mayıs aylarından itibaren başlıyor.
Aileler, çocuklarını dershaneye vermeseler vicdanen rahatsız oluyorlar, verseler yıllar boyu maddi sıkıntı yaşıyorlar. Çocuğunu dershaneye gönderebilecek maddi olanaklara sahip olmayan aileler ise bu manzaraya uzaktan seyirci kalmakla yetiniyorlar.
Büyük şehirlerdeki uçuk dershane fiyatları diğer şehirlerde, küçük yerlerde daha farklı. Yarı yarıya ya da üçte birine denk gelecek kadar.
Bir çocuğun anadolu ve fen liselerine hazırlanabilmesi için, ortalama olarak orta ikinci sınıftan itibaren dershaneye gitmesi gerektiği görüşü yaygın. Üniversite hazırlığı için de lise bir ya da ikinci sınıftan itibaren dershane dersi almak gerekiyor. Bir çocuk için üniversiteye girinceye kadar dershaneye verilen para ortalama 15-20 bin dolar. Bir de evde özel ders aldırılıyorsa, birkaç bin dolar da o yapar. Çocuk aynı zamanda özel okulda okuyorsa ve bütün bunların sonucunda, yeterli başarıyı gösteremeyip özel bir üniversiteye gitmişse, o çucuğun ailesine eğitim maliyeti en az 100 bin dolar civarındadır.
Bütçesi buna elverişli olan her aile, elbette “çocuğum için feda olsun” düşüncesi içerisindedir. Bütçesi buna elvermeyen ve çocuğunun durumu pek parlak olmayan aileler de “param yok ki okutayım” umutsuzluğuyla yaşamaktadır.
Her şey bir yana, burada sorgulanması gereken eğitimin neden bu hale getirildiğidir. Neden bugün eğitimin çok iyi bir ticaret kolu olarak görüldüğüdür. O dershanlerdeki iddialı, çok iyi olarak gösterilen öğretmenler eskiden, dershanaler yokken, bir ideal doğrultusunda bizleri, bugünün anne-babalarını yetiştiren öğretmenler değil miydi?
Özel ders aldırmalar ve dershanaler çocukların ders çalışma kültürünü değiştirmiş bulunuyor. Dershaneye giden veya evde özel ders alan çocuk, kendisini bir başkasıyla çalışmaya şartlandırdığı için, bir yandan güven kaybına uğrarken bir yandan da tembelliğe alışıyor. Konuya bir de bu açıdan bakmak gerekirse; bugünkü genç kuşağı, çocuklarımızı tembelliğe iten önemli bir unsurdur özel dersler, özel okullar, dershaneler.
Eleştirilecek bir dolu unsurun bulunduğu eğitim sistemimizde, eğitim üzerinden bu kadar ticaret yapılmasına göz yumulmamalı, çocukların okullarda iyi yetişmesine, okullardan bomboş çıkmamasına dikkat edilmelidir.
25.05.2004
dsucuka@hotmail.com