MeLanChOLy
27-05-2006, 21:11
YENİ YAŞAM BİÇİMİ
Güvenlikli Siteler ve Uçan Ev Fiyatları
Son yıllarda yeni bir yaşam tarzını benimsemeye başladık. Özel güvenliği olan özel sitelerde oturmak. Sokakta yürürken bile, ne kadar güvenlikte olduğumuzun kuşkusunu taşırken, güvenlikli yaşam seçenekleri aramak, tartışılması gerekli bir konu bence... yaşanılan yerlerin güvenli hale getirilmesi yerine, toplumun güven veren bir toplum olması yönünde çözüm aramak daha doğru bir seçenek olmalı? Yoksa şiddeti ve hırsızlığı kafasına koymuş bir irade her türlü güvenliği aşmayı başarır.
Son yıllarda, güvenliği, özel koruması olan siteler yapılıyor. Böyle sitelerde oturmak ta, yaşamak ta zevkli olsa gerek. Ancak bu sitelerin yarattığı bir cazibeden olmalı ki; ev fiyatları almış başını gidiyor. Nereden baksanız, inşa edilen evler en az maliyetinin üç katına satılıyor. Ve bu fiyatlarla evler alıcı buluyor!
Adana, Mersin, İzmir, İstanbul, Ankara ve diğerleri.. İnşaat sektörü tarafından bütün şehirler hallaç pamuğu gibi atılıyor, ha bire yeni yeni evler, siteler kuruluyor. Elbetteki bu bir arz talep meselesi. Toplum kültürümüzün eve yatırım yapmayı önemli kılması; ya da, varlıklı kesimin, bir kaç tane birden ev edinip, hepsini de kendi kullanımında tutması; inşaat sektörünün devamlı prim yapmasının önemli sebeplerindendir.
Zaman zaman, devlet konut atağı başlatır. Evi olmayan dar gelirli kesim ev sahibi olsun diye. Gerçi bu projeler ya sonuçlanır ya sonuçlanmaz ama devletin, yeteri kadar kamburu varken konut hizmetlerine girmesine hiç gerek yok bence. Sözlerim hen ne kadar geneli kapsamasa da, Türkiye’de dar gelirli kesimin, gece kondu da olsa, bir evi vardır. Varlıklı kesimin ise, aç gözlülükten dolayı birden fazla evi bulunmaktadır. Birkaç evi bulunanların, Devletin, dar kesimliler için başlattığı konut ataklarından bile faydalandığı göz ardı edilmemelidir.
Yazımın başında değinmeye çalıştığım süper yaşam tarzına dönelim. Özellikle Ankara’da müthiş konforlu evler yapılmakta, süper siteler kurulmaktadır. Ankara’nın Çayyolu semti, inşaat firmalarının, yeni mekanlar oluşturma yarışına sahne olmuş durumda. Konforlu evler, dört odalı lüks daireler, beş-altı odalı lüks villalar, etrafı tel duvarlarla çevrili, kapısında özel güvenliği 24 saat nöbet tutan, havuzlu, sosyal tesisli siteler kuruluyor.
Ve işin ilginç yanı bu süper sitelerdeki evlerin fiyatları. Almış başını gidiyor ev fiyatları. Ve rahatlıkla alıcı buluyor bu evler. Daha inşaat halindeyken, evin anahtar teslimine en az yarım ya da bir yıl varken bütün daireler, hatta villaların tamamına yakını satılmış oluyor. Firmalar birbirlerine bakarak fiyat belirliyor. “Falancanın daire fiyatı 220-230 milyar, bizimkisi de 250’den aşağı olmaz; onların villaları 300 bin dolar, bizimkiler de 400 bin” gibi. Parası olan alabildiği için, maddi yönden elit bir kesim oluşuyor bu gibi yaşam alanlarında. Bu fiyatlarla alanlar oldukça, satanlar da olacaktır...
Sözde Ankara memur şehri. Çok para kazananların olduğu bir şehir değil. Sanki ekonomik kriz de bu şehirde yaşanmamış...?
Burada bir düşünce gelişiyor ister istemez:
Türkiye ekonomik krizi yaşamaya devam mı ediyor?
Krizden çıktı mı? Çıkıyor mu?
Yoksa hiç kriz yaşamadı mı?
Yaşanılan kriz sun’i bir aldatmaca mıydı?
Bu soruların cevabını benim gibi birçok kişinin aradığından eminim.
Ya da
Yaşanan veya yaşanmakta olan krizden etkilenmemiş veya çok az etkilenmiş gözüken inşaat sektörü olmalı?
Ankara’yı örnek verirken, bildiklerimi dile getirmek istedim. Az-çok bildiğim kadarıyla, diğer şehirlerde de durum farklı değil. Mersin’in sahil boyunca, her köşesinden denizi seyredebildiğiniz, yeni yeni lüks evler yapılıyor ve kapış kapış satılıyor bu evler. Adana zaten taş yığını haline gelmiş durumda. Şanlıurfa-Diyarbakır’dan İzmir’e kadar hepsi ona keza.
Toplum olarak lükse olan özentimiz, yaşamın her alanında bazı kesimleri zengin etmektedir. Tıpkı lüks evlere olan merakımızın, fahiş fiyatlarla satılan sözüm ona konforlu evlerin kapış kapış alınmasının, krize rağmen inşaat sektörünü ayakta tuttuğu gibi.
13.04.2004
dsucuka@hotmail.com
Güvenlikli Siteler ve Uçan Ev Fiyatları
Son yıllarda yeni bir yaşam tarzını benimsemeye başladık. Özel güvenliği olan özel sitelerde oturmak. Sokakta yürürken bile, ne kadar güvenlikte olduğumuzun kuşkusunu taşırken, güvenlikli yaşam seçenekleri aramak, tartışılması gerekli bir konu bence... yaşanılan yerlerin güvenli hale getirilmesi yerine, toplumun güven veren bir toplum olması yönünde çözüm aramak daha doğru bir seçenek olmalı? Yoksa şiddeti ve hırsızlığı kafasına koymuş bir irade her türlü güvenliği aşmayı başarır.
Son yıllarda, güvenliği, özel koruması olan siteler yapılıyor. Böyle sitelerde oturmak ta, yaşamak ta zevkli olsa gerek. Ancak bu sitelerin yarattığı bir cazibeden olmalı ki; ev fiyatları almış başını gidiyor. Nereden baksanız, inşa edilen evler en az maliyetinin üç katına satılıyor. Ve bu fiyatlarla evler alıcı buluyor!
Adana, Mersin, İzmir, İstanbul, Ankara ve diğerleri.. İnşaat sektörü tarafından bütün şehirler hallaç pamuğu gibi atılıyor, ha bire yeni yeni evler, siteler kuruluyor. Elbetteki bu bir arz talep meselesi. Toplum kültürümüzün eve yatırım yapmayı önemli kılması; ya da, varlıklı kesimin, bir kaç tane birden ev edinip, hepsini de kendi kullanımında tutması; inşaat sektörünün devamlı prim yapmasının önemli sebeplerindendir.
Zaman zaman, devlet konut atağı başlatır. Evi olmayan dar gelirli kesim ev sahibi olsun diye. Gerçi bu projeler ya sonuçlanır ya sonuçlanmaz ama devletin, yeteri kadar kamburu varken konut hizmetlerine girmesine hiç gerek yok bence. Sözlerim hen ne kadar geneli kapsamasa da, Türkiye’de dar gelirli kesimin, gece kondu da olsa, bir evi vardır. Varlıklı kesimin ise, aç gözlülükten dolayı birden fazla evi bulunmaktadır. Birkaç evi bulunanların, Devletin, dar kesimliler için başlattığı konut ataklarından bile faydalandığı göz ardı edilmemelidir.
Yazımın başında değinmeye çalıştığım süper yaşam tarzına dönelim. Özellikle Ankara’da müthiş konforlu evler yapılmakta, süper siteler kurulmaktadır. Ankara’nın Çayyolu semti, inşaat firmalarının, yeni mekanlar oluşturma yarışına sahne olmuş durumda. Konforlu evler, dört odalı lüks daireler, beş-altı odalı lüks villalar, etrafı tel duvarlarla çevrili, kapısında özel güvenliği 24 saat nöbet tutan, havuzlu, sosyal tesisli siteler kuruluyor.
Ve işin ilginç yanı bu süper sitelerdeki evlerin fiyatları. Almış başını gidiyor ev fiyatları. Ve rahatlıkla alıcı buluyor bu evler. Daha inşaat halindeyken, evin anahtar teslimine en az yarım ya da bir yıl varken bütün daireler, hatta villaların tamamına yakını satılmış oluyor. Firmalar birbirlerine bakarak fiyat belirliyor. “Falancanın daire fiyatı 220-230 milyar, bizimkisi de 250’den aşağı olmaz; onların villaları 300 bin dolar, bizimkiler de 400 bin” gibi. Parası olan alabildiği için, maddi yönden elit bir kesim oluşuyor bu gibi yaşam alanlarında. Bu fiyatlarla alanlar oldukça, satanlar da olacaktır...
Sözde Ankara memur şehri. Çok para kazananların olduğu bir şehir değil. Sanki ekonomik kriz de bu şehirde yaşanmamış...?
Burada bir düşünce gelişiyor ister istemez:
Türkiye ekonomik krizi yaşamaya devam mı ediyor?
Krizden çıktı mı? Çıkıyor mu?
Yoksa hiç kriz yaşamadı mı?
Yaşanılan kriz sun’i bir aldatmaca mıydı?
Bu soruların cevabını benim gibi birçok kişinin aradığından eminim.
Ya da
Yaşanan veya yaşanmakta olan krizden etkilenmemiş veya çok az etkilenmiş gözüken inşaat sektörü olmalı?
Ankara’yı örnek verirken, bildiklerimi dile getirmek istedim. Az-çok bildiğim kadarıyla, diğer şehirlerde de durum farklı değil. Mersin’in sahil boyunca, her köşesinden denizi seyredebildiğiniz, yeni yeni lüks evler yapılıyor ve kapış kapış satılıyor bu evler. Adana zaten taş yığını haline gelmiş durumda. Şanlıurfa-Diyarbakır’dan İzmir’e kadar hepsi ona keza.
Toplum olarak lükse olan özentimiz, yaşamın her alanında bazı kesimleri zengin etmektedir. Tıpkı lüks evlere olan merakımızın, fahiş fiyatlarla satılan sözüm ona konforlu evlerin kapış kapış alınmasının, krize rağmen inşaat sektörünü ayakta tuttuğu gibi.
13.04.2004
dsucuka@hotmail.com