PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir Öğretmenden Çok Çarpıcı Mesajlar..Kulak Verelim!


Niyazi
31-05-2006, 16:23
Biliyor musunuz?

Aşağıdaki imzasız mektubu bir öğretmen internetten gönderdi.
İstanbul'da modern bir alışveriş merkezine 5 dakika mesafedeki gecekondu mahallesinde 3 yıldır lise öğretmenliği yapıyor.
İnternetten gelen mesajlar konusunda temkinli olmaya çalışsam da mektupta anlatılanların son bir haftada yaşananlara benzerliği nedeniyle, sizlerle paylaşmak istedim:
***
"Biliyor musunuz,
bu yıl lise 1. sınıfta okuma yazma bilmeyen bir öğrenci var.
Çarpım tablosunu bilmiyorlar; 10 ve katlarıyla çarpma ya da bölme işlemi yaparken bile hesap makinesi kullanıyorlar.
1000 öğrenciden kütüphaneye üye olanların sayısı 7...
Öğrenci tanıma formlarındaki 'Çaldığınız müzik alet(ler)i' bölümüne 'radyo, teyp, walkmen' yazan çok sayıda öğrenci var.
Bir öğrenci okula satır getirmekten uzaklaştırma cezası aldı.
Okulda çıkan kavgada bir öğrencimin boynu döner bıçağıyla kesildi; 28 dikiş atıldı.
Derste sıkıntı yarattığı için öğretmeni tarafından cezalandırılan öğrencinin aşiret olan ailesi okulu bastı.
Kışın akşam 5'ten sonra kimse sokakta yalnız yürümüyor.
***
Biliyor musunuz,
öğrencilerimizin % 86'sı sigara, % 42'si hap kullanıyor.
Okulun etrafında hap satanları, okulda hap kullananları polis biliyor.
Öğrencilerimizin % 23'ü ensest ilişki mağduru... Çoğunun ailesinde kan davası, intihar, boşanma, dayak, kaçma, kaçırma, hapis gibi hikâyeler var.
Bir kız öğrencimizin babası, çocuğundan dayak yediği için okula sığındı.
Sorun çıkardığı için müdürün tartakladığı bir öğrenci, mahalleden topladığı tanıdıklarıyla müdürün odasını basıp tehdit savurdu.
Koridorda birbirlerine çarptıkları için kavgaya tutuşan 2 kız öğrencinin aileleri okulun önünde yumruk yumruğa dövüştü.
Bazı kız öğrenciler 100 kontör karşılığında minibüs şoförlerine, halı saha sahiplerine kendilerini kullandırtıyorlar.
Geçen yıl bir anne, kızının saçının boyalı diye okula çağrıldığında, kızını okula koca bulmak için gönderdiğini, bu nedenle de süslenmesi gerektiğini söyledi.
***
Biliyor musunuz;
Velilerimizin bir kısmı yoksulluktan 3-4 aile bir oda-bir salon bir evi paylaşıyor.
Her ay öğretmenler aramızda para toplayıp bir öğrenciye bot, palto veya okul araç gereçleri alıyoruz.
Maddi durumu iyi olan sayılı velilerden biri (notlarının hemen hepsi zayıf olan çocuğunun sınıf geçmesi şartıyla), akan damımızı onardı.
Kapanış töreninde bayılan bir öğrencinin 2 gündür hiçbir şey yemediğini öğrendik.
Öğrencilerimizin % 60'ı sağlıksız beslenmeden dolayı hasta, ancak % 90'ında son model, kameralı cep telefonu var.
***
Biliyor musunuz,
veliler toplantılara 'ocakta yemeklerini bırakarak', ayakkabılarının topuğuna basarak, mantolarını omuzlarına atarak geliyorlar.
Çoğu öğretmene nasıl hitap edileceğini bilmiyor ('Güzelim, hanım kızım, sen, hocaaaaa, ablası'...)
Sakallı, şalvarlı, cüppeli bir veli yalnızca erkek öğretmenlerle görüşüyor.
***
Biliyor musunuz,
her gün büyük bir çaresizlik ve endişeyle 'Acaba bugün ne olacak?' diye başlıyorum işime...
Ders anlatırken Atatürk'ün gözleriyle karşılaşmamaya çalışıyorum.
10 Kasım'larda, 29 Ekim'lerde şiir okunurken, marşımızı dinlerken ağladığımda herkes günün anlamına ağladığımı sanıyor; oysa çaresizliğe ağlıyorum.
"Muhtaç olduğu kudretin dolaştığı asil kan"ı uyuşturucuyla zehirleyen öğrencilerimi kurtaramıyorum.
Daha fazla yazamıyorum; yazdıkça yüreğim ağırlaşıyor."

rapsom
18-06-2006, 17:34
Bizim de içimiz kararıyor. Sevgili Milli Eğitim bunlarla uğraşmak yerine her fırsatta kadrolaşmayla uğraşıyor. Her gelen gideni aratıyor.
Bizim eğitimimizdeki en büyük sorun; eğitimden sorumlu olan kurum ve kişilerin eğitimi geliştirme yerine okulları arka bahçe yapmaya çalışmalarıdır. Durum böyle olunca öğrenciler kendilerini arka bahçe canlıları gibi görmeye başlıyor.
Eğitim sistemine kendi menfaatleri doğrultusunda müdahale edenler unutmamalıdırlar ki bu gençler ülkenin geleceğidir.

MaSKuLiN
03-07-2006, 23:12
Biliyor musunuz?

OLAN DA MİLLETİMİZE OLUYOR...

hastürk
03-11-2006, 17:42
GERÇEKTEN ÇOK GÜZEL BİR PAYLAŞIM.. YENİ OKUDUM AMA İŞTE DURUM İÇLER ACISI..ASLINDA BENDE İSTANBUL'DAN GELEN BİRİ OLARAK BUNLARIN Bİ KISMINI BİLİYORDUM.. AMA İŞLERİN BU KADAR VAHİM OLDUĞUNU İSE BEN BİLE TAHMİN EDEMİYORDUM...
ALLAH HEPİMİZİN YAR VE YARDIMCISI OLSUN GELECEĞİN EĞİTİMCİLERİ OLARAK..
AMA GERÇEKTEN İŞİMİZ ZOR VE ASLINDA AĞLANACAK DURUMDAYIZ.... HEM ORADA OKUYANLAR VE AİLELERİ HEM DE BİZ EĞİTİMCİLER..

ilkoburuk
25-12-2006, 18:58
çok içler acısı bir durum... keşke bu yazının yerine öğrencilerinin kazandıkları başarılarla ilgili bir mektup yazsaydı bu öğretmenimiz... gönül bunu isterdi tabiki... sorunlar hep ortadaydı ve her geçen gün düzeleceğine iyice kötüye gidiyor durum.. olay şudur ki; sen o öğrencinin ailesini eğitmeden işe başlarsan verdiğin eğitimden randıman alamazsın.. çünkü sınıfta öğrendiği diil evde gördüğü vardır onun için.. ve durum her geçen gün kötüye iyice kötüye gider.. ailelerin eğitimi için belediyeler, halk eğitim merkezleri bir çalışma içine girebilirler... ama ilk ve en önemli yapılması gereken iş; TVlerin yayınladıkları programlarını bir gözden geçirmesidir...

MeLanChOLy
27-12-2006, 13:38
Günümüzde, gerek günlük hayattaki görüntüler, hareketler gerekse televizyon programları ve filmleri öğrencileri olumsuz yönde etkilemektedir..

mesela bir kurtlar vadisini ele alalım o filmi seyreden herkes kendisini başroldaki şahsın yerine koyuyor ve en büyük benim diyor bunu sizde biliyorsunuz, tabi o filmi izleyen bir kişi olmuyor çok oluyor ve bu da okula içinden çıkılmaz bir sorun olarak geri dönüyor.. Yani hani bu programları ve filmleri öğrencilerin etkilenmeyeceği şekilde yapsalarda öğrencilerin ruhsal yapısı bozulmasa ve kendisini olmadığı bir karaktere büründürmese AMA anlayan NERDEEEEEE

gazi_university
14-02-2007, 09:29
inanılmaz bir durum bu. ulu önder bize bu cumhuriyeti bu eğitim sistemini mi bıraktı ? daha bir asır dolmadan her seyi mahvettik!

umudun_türküsüyüm
13-05-2007, 16:38
Aslında bu durumlar ne kadar da tanıdık ve bilindik... İlk defa duymuyoruz; kendimize şu an itibariyle itiraf ettiğimiz için şaşırıyoruz. Evet içler acısı bir durum fakat bu durumların yaşanmasında herkesin payı var diye düşünüyorum. Herkes üstüne düşeni yapsa ve sorumluluğu çerçevesinde hareket etse erdemlilik boy verecektir. Ülke olarak bu tarz konularda çarpıcı istatistiklere sahibiz. Önce bireysel çaba diyorum, sonrasında birlik kendiliğinden gelecektir...