biyologg
15-09-2007, 19:19
Yıllar, yıllar önce, babamın gençliğinde, lise mezunları büyük cevhermiş. İşsizlik diye bir kelime onların sözlüğünde bile yokmuş. Gel zaman git zaman ülkemiz gelişmiş, ilerlemiş. Liseyi bitirmek yetmez olmuş. Ablamın iş bulabilmesi için üniversite bitirmesi gerekmiş. Çünkü o yıllarda üniversite mezunu olmak iş garantisi anlamına gelirmiş. Hepi topu ablamdan 3 yıl sonra benim üniversite çağım geldi. 'Mezun olunca iş bulmanız zor' dedi hocalarımız. Bunun için yüksek lisans yapmamız gerekirmiş. Şimdi yeğenim okuyor üniversitede; 2 yıl sonra mezun olacak. Ona 'İş bulmak için yüksek lisans yapman gerekiyor' deme şansımız da kalmadı. Böyle giderse 2 yıl içinde üniversiteyi bitiren hemen herkes yüksek lisans yapmış olacak.
Yüksek lisans sınavlarına girenlerin sayısı her yıl katlanarak artıyor. Üzülmeli miyim, sevinmeli mi bir türlü karar veremedim. Bir yandan (zorunlu da olsa) eğitim düzeyimiz artıyor. Diğer yandan ise sınava başvuranların en azından yarısı uzmanlaşmayı değil mezuniyet sonrası karşılaşacakları sorunları ertelemeyi planlıyor. Bu gençlerin tek dertleri işsiz kalmamak için diplomalarının üzerine yeni bir belge daha koymak. İş bulma şansları olsa yüksek lisans akıllarından bile geçmeyecek. Kısacası gelecek kaygısı gençleri eğitime yöneltiyor. Kararı siz verin, buna sevinmek mi gerekiyor?
Herhangi bir fakültenin kantinine gidin. Son sınıf öğrencilerini, yalnızca oturuşlarından anlayabilirsiniz. Alt sınıflar neşe içinde sohbet ederken, son sınıf öğrencilerini, omuzları çökük, elleri çenelerinde, gözleri uzaklara dalmış, kendilerini bekleyen işsizlik tehlikesine karşı nasıl önlem alacaklarını, karşılaşacakları sorunları nasıl erteleyeceklerini düşünürken bulursunuz. Açıkcası gençlerin bu kaygısını gördüğünüzde 'eğitim seviyemiz yükseliyor' diye nasıl sevinirsiniz bilmiyorum.
Yüksek lisansın amacı uzmanlaşmaktır. Kaygı işsizlik olmadan uzmanlaşmak için lisansüstü eğitim yapıldığında üzülmeden, umutsuzluğa düşmeden sevinebiliriz. Yoksa bunu matematiksel bir gösterge olarak ortaya koymanın gereksiz bir şekilde övünmekten başka işe yaramayacağı ortada.
Sibel Kahraman
MİLLİYET
Yüksek lisans sınavlarına girenlerin sayısı her yıl katlanarak artıyor. Üzülmeli miyim, sevinmeli mi bir türlü karar veremedim. Bir yandan (zorunlu da olsa) eğitim düzeyimiz artıyor. Diğer yandan ise sınava başvuranların en azından yarısı uzmanlaşmayı değil mezuniyet sonrası karşılaşacakları sorunları ertelemeyi planlıyor. Bu gençlerin tek dertleri işsiz kalmamak için diplomalarının üzerine yeni bir belge daha koymak. İş bulma şansları olsa yüksek lisans akıllarından bile geçmeyecek. Kısacası gelecek kaygısı gençleri eğitime yöneltiyor. Kararı siz verin, buna sevinmek mi gerekiyor?
Herhangi bir fakültenin kantinine gidin. Son sınıf öğrencilerini, yalnızca oturuşlarından anlayabilirsiniz. Alt sınıflar neşe içinde sohbet ederken, son sınıf öğrencilerini, omuzları çökük, elleri çenelerinde, gözleri uzaklara dalmış, kendilerini bekleyen işsizlik tehlikesine karşı nasıl önlem alacaklarını, karşılaşacakları sorunları nasıl erteleyeceklerini düşünürken bulursunuz. Açıkcası gençlerin bu kaygısını gördüğünüzde 'eğitim seviyemiz yükseliyor' diye nasıl sevinirsiniz bilmiyorum.
Yüksek lisansın amacı uzmanlaşmaktır. Kaygı işsizlik olmadan uzmanlaşmak için lisansüstü eğitim yapıldığında üzülmeden, umutsuzluğa düşmeden sevinebiliriz. Yoksa bunu matematiksel bir gösterge olarak ortaya koymanın gereksiz bir şekilde övünmekten başka işe yaramayacağı ortada.
Sibel Kahraman
MİLLİYET