TTEF SINIRSIZ EGLENCE VE PAYLASIM


Kayıt ol Portal Forum Video Fotoğraf Galerisi Makale Sohbet
Geri git   TTEF SINIRSIZ EGLENCE VE PAYLASIM > TTEF Makaleler

Forum Anasayfa Kimler Online Bugünün Mesajları Forumları Okundu Kabul Et
   TÜRKİYE’DE İSTİHDAM - İŞSİZLİK ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: ESNEKLİK YAKLAŞIMI
You don't have permission for this action You don't have permission for this action You don't have permission for this action You don't have permission for this action You don't have permission for this action You don't have permission for this action
   Makalenin Tamamı
TÜRKİYE’DE İSTİHDAM - İŞSİZLİK ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: ESNEKLİK YAKLAŞIMI


GİRİŞ

Kalkınmanın ve büyümenin en önemli unsuru, teknolojiyi geliştiren, uygulayan, kaynakların kullanımını ve organizasyonunu sağlayan insan gücüdür.

İşsizlik, ekonominin yapısı ne olursa olsun gelişmiş veya gelişmekte olan bütün ülkelerin en büyük problemidir. İşsizliğin artık sadece ekonomik boyutunun değil, sosyal boyutunun da – en az ekonomik boyutu kadar – önemli olduğu kabul edilmektedir.

İstihdam ve işsizlik ülkemizin ekonomik ve sosyal yapısının yanı sıra uygulanmakta olan makro-ekonomik politikalara bağlı olarak ortaya çıkan bir sorundur. Türkiye’de nüfusun son yıllarda (her ne kadar %2’nin altına düşmüşse de) oldukça yüksek bir hızla artması ve buna bağlı olarak kırdan kente hızlı bir göç olgusunun yaşanması ekonomin yeterince güçlü olmadığı ülkemizde, bu sorunu daha da ağırlaştırmaktadır.

İstihdamı, tek başına bir işgücünün kullanılması olarak düşünmemek gerekir. Söz konusu işgücünün nitelikli ve kalifiye olması da, istihdam politikaları belirlenirken üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur.

İstihdam ve işsizlik, aynı gerçeğin iki farklı, fakat birbirini tamamlayan ayrılmaz parçalarını oluştururlar. Hangisi ele alınırsı alınsın, diğerinden bahsedilmeden konunun incelenmesi ve sonuçlandırılması mümkün değildir. İstihdam bu gerçeğin olumlu tarafını ve ulaşılmak istenen hedefi, işsizlik ise olumsuz yönünü ve kaçınılmak istenen tarafını oluşturur.

1. İSTİHDAM VE İŞSİZLİK NEDİR?

İstihdam, bir ekonomide belli bir dönemde üretim öğelerinin varolan teknolojik düzeye göre ne ölçüde kullanıldığıdır.

Klasik iktisatçılar fiyat mekanizmasının, görünmeyen elin ( invisible hand ) yardımıyla ekonomideki tüm piyasalarda dengeyi otomatik olarak sağlayacağını düşünmüşlerdir. İstihdam konusunda da bir dengenin yani tam istihdamın otomatik olarak sağlanacağını kabul etmişlerdir. Bu yüzden klasik iktisatçılar ayrı bir istihdam teorisi ortaya atmamışlardır.

İstihdam, tam, eksik ve aşırı istihdam olarak sınıflandırılabilir.

Tam istihdam, ekonominin sahip olduğu üretim öğelerinin tamamının kullanılmasıdır. Eğer bir ekonomide üretim faktörlerinin tümü çalışıyor ve üretime katılıyorsa, söz konusu ekonominin tam istihdama ulaştığı söylenebilir. Ancak hiçbir üretim faktörünün boşta olmadığı bir durum, tam istihdamın teorik çerçevesini oluşturmaktadır. Bu nedenle tam istihdama ulaşılmış bir ekonomi de %2 ya da %3 gibi düşük oranlarda işsizlik görülmesi mümkündür

Eksik istihdam, bir ulusal ekonomide üretim öğelerinin varolan teknolojik düzeye göre tam ve en etkin bir biçimde kullanılmasıdır. Çalışabilir nüfusun bir kısmı geçici veya sürekli olarak geçerli ücret düzeyinde ve çalışma koşullarında iş bulamamaktadırlar

Aşırı istihdam, bir ekonomide mevcut üretim faktörlerinin tümü çalıştığı halde üretilen mal ve hizmet miktarlarının, toplam talebi karşılayamaması durumudur. Bu durumda istihdam hacmi arttırılamadığı için kısa dönemde toplam reel hasılanın arttırılması da imkansızdır.

Bir ekonomide var olan üretim öğelerinin tamamının üretimde kullanılmamasına, üretime yönlendirilemeyen doğa ve sermayeye atıl kapasite, çalıştırılamayan işgücü öğesine de işsiz adı verilir. Ekonomi yazınında ise işsiz, çalışma istemi ve gücünde olup da piyasadaki ücret ve iş kollarını kabul etmelerine karşın çalışabilecekleri bir iş bulamayan kimselerdir.

İşsizliğin uluslar arası standart tanımı üç kritere dayanır:

- çalışabilecek güce sahip olma
- işbaşı yapmaya hazır olma
- iş arıyor olma kriterleri. Kişinin işsiz sayılabilmesi için bu kriterlerin üçüne de aynı anda uyması gerekir.

Genel olarak işsizlik, şu şekilde sınıflandırılmaktadır:

-İstemli (iradi) İşsizlik : Liberal ekonomilere özgü olan bu işsizlik türü, geçerli ücret ve koşullarda çalışmak isteyenlerin neden olduğu işsizliktir. Bireyler ya tembel olduklarından yada gelir gereksinimi duymadıklarından çalışmamayı yeğleyebilirler.

-İstem Dışı (Gayri İradi) İşsizlik : Çalışabilir işgücünün geçerli ücret ve çalışma koşullarında çalışmak istediği halde geçici veya sürekli olarak çalışabilecekleri işyeri bulamamaları durumudur. Bu işsizlik türü, işbölümü ve uzmanlaşmanın ileri olduğu ülkelerde sık sık ortaya çıkmaktadır. İrade dışı işsizlik, üretim kapasitesinin yetersizliğinden, konjonktürel dalgalanmalardan ve yapısal değişmelerden kaynaklanabilir.

-Geçici (Friksiyonel-Arızî) İşsizlik : Bu işsizlik türü kısmen istemli, kısmen de istemsizdir. İş ve yer değiştirmeler gibi geçici nedenlere dayanır ve ekonominin tümünü etkilemez. İşgücü piyasasının iyi organize edilmemiş olması, işgücü piyasasındaki bilgi eksiklikleri, işgücünün mobilite eksikliği, üretim girdilerinin zamanında sağlanamaması, çalışabilir nüfusa yeni katılımlar, yeteneklerine uygun işyeri bulamayıp, daha iyi koşullarda iş bulabilmek umuduyla işlerini bırakanlar gibi nedenlere bağlanabilir.

-Mevsimlik İşsizlik : Ekonomik etkinlikler mevsimlik dalgalanmalar gösterebilir. Çalışma olanaklarının arttığı mevsimlerde istihdam düzeyi yükselir, azaldığı mevsimlerde istihdam düzeyi düşer. Mevsimlik işsizlik en belirgin şekilde tarım kesiminde görülmektedir. İnşaat ve turizm sektörlerinde de mevsime bağlı işsizlik görülmektedir. Mevsimlik işsizlik, doğal nedenlerin yanında, ulusal ve dini bayramlar gibi sosyal nedenlerle de olabilir.

-Konjonktürel İşsizlik : Piyasa ekonomilerinde ekonomik etkinlikler zaman içinde dalgalanır. Bu dalgalanmanın sonucu duraklama ve bunalım dönemlerinde ortaya çıkan işsizliğe konjonktürel işsizlik denir. Konjonktürel işsizlik efektif talebin ekonominin üretim hacmine göre düşük düzeyde kalmasının bir sonucudur.

-Teknolojik İşsizlik : Yeni tekniklerin, makinelerin kullanılması ve böylece insan gücünün yerini makinelerin almasıdır. Yeni teknolojinin girdiği kesimlerdi üretim artarken, bu kesimlerde çalışanlar işsiz durumuna gelir ve bu kesimden diğer kesimlere doğru emek akımı başlar. Bu nedenle teknolojik işsizliğe aynı zamanda yapısal işsizlik de denir. Ancak teknolojik gelişme kısa dönemde istihdam azaltıcı, uzun dönemde ise istihdam yaratıcı bir rol oynar.

-Yapısal (Strüktürel) İşsizlik : Bu işsizlik ekonominin yapısal özelliklerinden ve talep yasasındaki değişmelerden ileri gelen bir işsizlik türüdür. Ekonomi içi (endojen) veya ekonomi dışı (exojen) nedenlerden ortaya çıkabilir. Emeğin makine ile ikamesinin veya talepteki kaymanın neden olduğu işsizlik ekonomi için nedenlerden ileri gelir. Bazen politik ve doğal öğeler gibi ekonomi dışı nedenlerle ekonominin kapasitesinde meydana gelen daralmalar veya işgücü arzındaki ani artışlar da işsizliğe neden olabilir.

-Gizli İşsizlik : Herhangi bir ekonomik etkinlik alanından bir bölüm emek öğesinin çekilmesiyle toplam üretim miktarında hiçbir değişme olmuyorsa burada gizli işsizlik var demektir. Emek öğesi çalışır durumda göründüğü halde, gerçekte elde edilmesi olurlu verimliliğin altında çalışmaktadır. Bir ekonomide gizli işsizliğin nedeni, daha çok emek öğesi artışına uygun üretim kapasitesinin yaratılamaması ve organizasyon yetersizliğidir.

II. TÜRKİYE’DE İSTİHDAMIN VE İŞSİZLİĞİN BOYUTLARI

A. Türkiye’de İşgücü Piyasasının Özellikleri

Ülkemizin, gelişmekte olan bir ülke olmasından kaynaklanan nedenlerle, işgücü piyasasında gelişmiş ekonomilerden ayrılan birçok özelliği bulunmakta, göze çarpan farkların başında ise, işgücüne katılım oranının düşüklüğü gelmektedir. Bir ülkenin milli hasılasını belirleme yönünden üretim faktörlerinden olan emeğin, yani insan gücünün miktar olarak potansiyel kapasitesini gösteren işgücüne katılım oranı her ülkede ve her gelişme safhasında aynı değildir. DİE’den alınan 1999 Nisan dönemine ait işgücüne katılım oranı Türkiye genelinde %48,7 olarak gerçekleşmiştir. Bunun anlamı, ülkemizdeki her 100 kişiden 48,7’sinin iktisadi faaliyete katıldığı ve üretken durumda bulunduğudur.

İşgücünün hızlı artışı, buna karşılık endüstri ve hizmet sektörlerinde sınırlı istihdam olanağına sahip olma, işgücüne katılım oranını düşürdüğü gibi, farklı işgücü piyasalarının da ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Ülkemizde birincil, ikincil ve üçüncül işgücü piyasaları bulunmaktadır. Örgütlenmiş ve oldukça koruyucu yasal düzenlemelere sahip çalışanların yanı sıra, asgari ücretle ve güvencesiz koşullarda çalışan çok sayıda ücretli bulunmaktadır. Yani ülkede kayıt dışı ekonominin teşkil ettiği boyut bu gün ne kadar önemli ise, ülkede örgütsüz ve ücretsiz istihdam da halen ağırlığını korumaktadır.

Tablo 1. Türkiye’de İşgücü-İstihdam ve İşgücüne Katılım Oranı (12+yaş) (bin kişi)
YILLAR 1995 1996 1997 1998 1999
İŞGÜCÜ 22.900 23.029 22.359 23.415 23.779
İSTİHDAM 21.378 21.698 20.815 21.958 22.049
İŞGÜCÜNE KATILIM ORANLARI (%)
TOPLAM 50.8 49.9 47.4 48.5 48.7
KADIN 30.7 29.4 25.2 27.9 29.7
ERKEK 71.2 70.6 69.9 69.5 68.3
Kaynak : T.C. Başbakanlık DİE. Hane halkı İşgücü Anketi Sonuçları, Nisan 1999.

Türkiye’deki kadın işgücü, yeni sanayileşmiş bölgelerin gösterdiği özelliklerin yanında az gelişmiş ülkelere ait bazı özelliklere de sahiptir. DİE’nin anketine göre kentlerde yaşayan kadınların işgücüne katılım oranlarının ilkokul mezunları için %30.5, lise için %33.2, lise dengi meslek okulları için %44.7 ve üniversite mezunları için %71.8 olması bunun en iyi göstergesidir.

Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranlarını olumsuz yönde etkileyen nedenlerden bazıları şunlardır:

- küçük çocukların bakımı
- kadının eğitim düzeyinin düşüklüğü
- çalışmayla ilgili yasal mevzuattaki eksiklikler
- kadının çalışması ile ilgili gelenek ve göreneklerin değişim hızının kadın lehine yavaş olması biçiminde belirtilebilir.

B. Türkiye’de İstihdamın Sektörel Dağılımı

İstihdam edilenlerin yaptıkları işler genellikle üç sektörde toplanmaktadır. Bu sektörler tarım, sanayi ve hizmet sektörleridir. Her ülkede istihdamın sektörlere göre dağılımı farklıdır ve bu farklılık gelişmiş ülkeleri gelişmekte olan ülkelerden ayırmaktadır. Çünkü bir ülkede mal üreten ana sektörler tarım ve sanayidir. Gelişmekte olan ülkelerde sanayi sektörü fazla gelişmiş olmadığından istihdamın büyük bir kısmı tarım alanında olur. İktisadi gelişmeye paralel olarak istihdam tarımdan sanayi sektörüne kayar. Sanayi sektörü iyice gelişince istihdam hizmet kesimine yayılır. Buna üç sektör kanunu denir.

Türkiye’de 10 milyon 96 bin kişi tarım sektöründe istihdam edilmekte olup, bunların %72.2’sini kadın, %33.8’ini erkek nüfus oluşturmaktadır (DİE, Nisan 1999 anket sonuçları). Sanayi sektöründe istihdam edilenlerin %25.4’ünü erkek, %9.7’sini kadın nüfus oluşturmaktadır. Hizmet sektöründe çalışanların ise %41.5’ini erkek, %18.1’ini ise kadın nüfus oluşturmaktadır. Çalışan kadınların büyük bir bölümü tarım sektöründe ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır.

C. Türkiye’de İşsizlik

Ülkemizde işsizlik sorunu, sanayileşmede arzu edilen düzeye gelinebilmesi, tarım toplumu niteliğinin belirli ölçüler içinde ağırlığının sürmesi, hızlı artan genç nüfusun istihdamını sağlayacak yatırımların yeterli seviyede gerçekleştirilememesi nedeniyle yapısal özellik taşımaktadır.

Sanayileşmiş ülkeler ile ülkemiz arasındaki önemli farklardan biri; işsizlerde eğitim düzeyi yüksek iken, eksik istihdamdakilerde eğitim düzeyi düşüktür. Üretimde ani düşüşler işsizlik oranını fazla değiştirmemekte,eksik istihdamdakileri arttırmaktadır.

Türkiye, genç nüfuslu bir ülkedir. Nüfusumuz her yıl ortalama %1.5 civarında artmaktadır. Bunun anlamı her yıl 950,000 civarında insanın aramıza katıldığıdır. Buna paralel olarak işgücü arzı da artmakta ve her yıl ortalama 400,000 insan, iş aramak için işgücü piyasasına akmaktadır. Sorunu ağırlaştıran belirgin bir unsur ise, köyden kente göçün devam etmesidir. Hızlı nüfus artışı, tarımdan sanayiye geçiş sürecinin sürmesi gibi nedenlerle, Türkiye’de işgücü arzı hızlı artış potansiyeline sahiptir. Diğer taraftan işgücüne katılım oranları ve özellikle kadınların işgücüne katılma oranı, düşmeye devam etmektedir.

Tablo 2. Rakamlarla İşsizler
NİSAN 1999 BİN KİŞİ %
Toplam İşsizler 1.730 100.0
Erkek 1.259 72.8
Kadın 471 27.2
12-34 Yaş 1.272 73.5
İlkokul Mezunları 759 43.9
Üniversite Mezunları 113 6.5
Kaynak : TC Başbakanlık DİE, Hane halkı İşgücü Anketi Sonuçları, Nisan 1999.

İşsizliğin sadece işsiz kalanı değil, çalışanı da ilgilendiren bir konu olduğu bilinmektedir. İşsizlik oranlarının yüksek olduğu ülkelerde, örgütlenmemiş ve düşük vasıflı işgücünün düşük ücretle çalışmaya razı olması, işsiz yığınlarıyla kolayca ikame edilebilirliliğin sonucudur. Bu nedenle, düşük gelir ve yoksullaşmada işsizliğin etkileri görmezden gelinemez. İşsizliğe sosyal, ekonomik ve siyasal etkilerini dikkate alarak yaklaşılmalıdır.

III. TÜRKİYE’DE UYGULANAN İSTİHDAM POLİTİKALARI

Türkiye’de bilinçli ve yaygın istihdam politikasının Planlı Kalkınma Dönemi’nde başladığı söylenebilir. Zaman içinde Türkiye’de uygulanan istihdam politikaları incelendiğinde, planlı dönemin ilk yıllarında devlet istihdam probleminin çözümünü sanayi sektörünün gelişmesine bağlı olarak görmüştür.

İstihdamın zaman içinde gelişimi incelendiğinde, toplam istihdamdaki artışın en yüksek olduğu dönemin 1950’li yıllar olduğu görülür. Tarım toplumundan çıkışın sağlanmaya çalışılması ve yatırımların önceki dönemlere göre artması bunun en önemli nedenlerindendir. 1960-1980 yılları arasında gerek toplam istihdam, gerekse imalat sanayinde istihdam artış oranları 1980’li yıllardan daha yüksek olarak gerçekleşmiştir.

Bu durum konunun, yalnızca iktisat teorisinin çizdiği çerçeve ile açıklanamayacağını istihdamı etkileyen faktörlerin daha ayrıntılı ele alınmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Son 20 yıl içinde Türkiye, istihdamla ilgili bütün politikaları düşünmekle beraber ancak bir kısmını uygulamaya koyabilmiştir. Bunlar; nüfus artış hızının azaltılması, emek yoğun istihdam, erken emeklilik, yurtdışına emek göçü, kendi işyerini açma, kamu kurumlarında daha fazla istihdam, informel sektör ve işportacılığa işsizliğe çözüm yollarından biri olarak bakılması, emek piyasasında düzenleyici çalışmalara gidilmesi ve eğitim faaliyetlerindeki köklü sayılabilecek çalışmaların yapılmasıdır.

İşsizlik probleminin çözülememiş olmasının sebepleri genel olarak şöyle özetlenebilir :

- uygulamaya konulan politikalarda istikrar ve sürekliliğin sağlanamaması
- insan gücü planlamasının ülke gerçeklerine cevap verebilecek şekilde gerçekleştirilememesi ve
- emek arzını massedecek kapasitenin sanayi ve hizmetler kesimi tarafından sağlanamamasıdır.

IV. İŞSİZLİKLE MÜCADELE YOLLARI

Bir ekonomide işsizlikle iki nedenle mücadele edilir. Birincisi, işsizlik iktisadi açıdan israfa neden olur ki buna işsizliğin iktisadi maliyeti denir. Ekonomide mevcut işgücünün örneğin %15’inin işsiz kalması 60 milyon işgücü olan bir ülkede 9 milyon işçinin üretebileceği hasılanın kaybı demektir. İkincisi, uzun süren işsizlik dönemleri, ciddi geçim zorluklarına ve sefalete neden olur. Buna da işsizliğin sosyal maliyeti denir. İnsanların uzun süre iş arayıp bulamamaları cesaretlerini kırar. İşsizlik arttıkça suç işleme oranı, ahlaksızlıklar, boşanmalar ve toplumsal huzursuzluklar artar.

A. İşsizlikle Mücadelede Çalışma Hayatında Esneklik Yaklaşımı
1970’ler sonrası baş gösteren ekonomik durgunluk ve işsizlik nedeniyle esnek çalışma yaygınlık kazanmıştır. Ekonomik durgunluk dönemlerinde yeni yatırımlar yapılamamakta ve istihdam sağlanamamaktadır. Bu nedenle hükümetler, esnekliği istihdamı arttıran ve işsizliği azaltan bir tedbir olarak görmektedirler
Gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde rekabetin artması esnekliği gerekli kılmaktadır. İşletmeler artan rekabet şartlarına ayak uydurabilmek için verimliliklerini devamlı olarak arttırmak ve işgücü maliyetlerini düşürmek zorundadırlar.

Esnekliğin esas olarak beş boyutu bulunmaktadır. Bunlar;
-Sayısal Esneklik: İşletmelerin gereksinim duyacakları işgücü miktarı ve niteliğini değişen ekonomik ve teknolojik şartlara, piyasadaki talep miktarına ve yeni üretim tekniklerine göre değiştirme serbestisini ifade eder. İşletmeler işçi almada ve çıkarmada, çalıştırılacak işçilerin niteliğini belirleyebilmekte yasal sınırlamalara ne kadar az takılırlarsa sayısal esneklik o derece uygulanmış olur.
İşyerinin çekirdek işgücü dışında çevresel ya da ikinci derecedeki işgücü olarak da adlandırılan atipik istihdam modelleri son 15-20 yıl içinde Avrupa’da büyük bir artış göstermiştir. 1970’li yılların ortalarına gelinceye kadar, AB ülkelerinde temel istihdam şeklini belirsiz, süreli tam gün çalışma oluşturmuşken, bugün belirli süreli ya da geçici çalışmalara, kısmi çalışma şekillerine, genç ve kadın işgücüne fazlaca başvurulduğu görülmektedir.
-Zamana Göre Esneklik: İşletmelere rekabet gücünü korumak ve arttırmak, işçilere ise zamanını dilediği gibi düzenleme imkanı tanımak amacıyla çalışma sürelerinin kayganlaştırılmasıdır. İş sürelerinde esnekliği sağlamak için bu konudaki yasal kısıtlamalar kaldırılmış, bazıları yumuşatılmıştır
-Fonksiyonel Esneklik: İşletmelerde işgücünün değişik şekillerde kullanılabilmesini ifade eder. Fonksiyonel esneklik işgücünün miktarı ile ilgili değil onun vasıf ve yetenekleriyle ilgilidir. Talep farklılaşmasına göre işgücünün teknoloji ve üretim şekillerine uyum sağlayabilme becerisidir. Fonksiyonel esneklikte işgücünün en verimli şekilde kullanılması söz konusu olup, bununla işyerine yeni eleman almadan, mevcut çalışanlarla üretim her alanda yerine getirilebilir. Bu nedenle fazla detaylı iş tanımlamaları fonksiyonel esnekliği zorlaştırır. Fonksiyonel esnekliğin yatay iş hareketliliği, gruplar arası yatay esneklik, yatay grup bütünleşmesi, dikey grup bütünleşmesi, dikey işlevsel bütünleşme, kalite kontrol ve bütünleşmiş takım çalışması gibi türleri bulunmaktadır.
-Ücret Esnekliği: İşletmelerin ücret yapısını ve düzeyini değişen işgücü piyasasına ve karmaşık piyasa ekonomisi şartlarına göre uyarlayabilme serbestliğini ifade eder. Ücret esnekliğinde fonksiyonel ve sayısal esnekliğin uygulanması desteklenmekte, liyakat beceri ve verim üstünlüğü ödüllendirilmektedir. Ücret konusunda katılık ekonomik kriz dönemlerinde enflasyon ve işsizliği arttırıcı etken olmaktadır. Bu alanda işçi sendikalarının pek yardımcı oldukları söylenemez. Sendikalar toplu pazarlık sırasında genelde ücret esnekliğine engel olmaya çalışmaktadırlar. Özellikle ülkemizde her toplu pazarlık döneminde ücretler sendikaların ısrarlı tutumuyla yukarı çekildiği için enflasyon körüklenmiş olmaktadır.
-Uzaklaşma Stratejileri: Hizmetin ya da üretimin işletme dışındaki başka iş yerlerinde ya da işletme içinde başka işçiler çalıştırılarak yerine getirilmesidir.
Çalışma hayatında esnekliğin, iş piyasasındaki uygulamaları çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan başlıcaları; kısmi süreli çalışma, iş paylaşımı (job sharing), çağrı üzerine çalışma, uzaktan çalışma (tele-work), evde çalışma ve ödünç iş ilişkisi gibi atipik dediğimiz çalışma biçimleridir. Diğer taraftan günlük çalışma sürelerinin yeni görünümü olarak kayan iş süresi, esnek vardiyalı çalışma, telafi edici çalışma ve dinlenme ile sıkıştırılmış iş haftası da esnek çalışma şekilleri olarak belirtilebilir.
Kısmi süreli (part-time) çalışma evde çalışma, tele çalışma gibi standart dışı çalışma şekilleri özellikle kadın istihdamında önemli bir yer tutmaktadır. Kadının ev ve aile sorumlulukları ile iş sorumluluklarını dengelemede yardımcı olan bu çalışma şekilleri çeşitli faktörlere bağlı olarak işverenler ve hükümetler tarafından teşvik edilmelidir .
Ücret politikalarındaki aşırı katılıktan kaçınılmalıdır. Çünkü aşırı katılık işsizliğe neden olmaktadır. Ücretlerin verimliliğin çok üzerinde artması ve buna bağlı olarak işgücü maliyetlerindeki artış işverenlerin işçi çalıştırmaktan kaçınmasına neden olmaktadır. Ücret politikalarındaki esneklik daha çok kişiye iş sağlayacaktır.
B. İşsizliğe Karşı Alınabilecek Diğer Önlemler
İşsizlikle mücadele, işsizliği doğuran nedenler iyi bilindiği ve bunlara uygun çözüm yolları bulunduğu ölçüde kolaydır. İşsizliği azaltmaya yönelik alınabilecek tedbirler başka ekonomik sorunları ağırlaştırabileceğinden, çözümü kolay değildir.
Sürdürülebilir bir istihdam politikası için öncelikle nüfus artışına çözüm bulmak gerekmektedir. Nüfusun önemli bir kısmının kırsal alanda yaşaması nedeniyle tarım reformu, yerel düzeyde kırsal kalkınma geçerli çözümleri oluşturacaktır.
İstihdamda kilit unsur yatırım olduğuna göre yüksek düzeyde yatırımlara ulaşabilmek için, istikrarlı kur ayarlamaları, mali denge, yatırımı teşvik edici unsurların kullanılması önemli araçlar olmaktadır .
İşgücü piyasasının sorunlarının bilinmesini ve sürekli izlenebilir olmasını sağlayan veri sistemi iyileştirilmelidir. Öncelikle istihdam politikalarının oluşturulabilmesi için işgücü piyasasının güvenilir, sağlıklı, gerçekçi ve yeterli verilerle donanması gereklidir.
İşsizlik sigortası, işsizlik yardımı yanında eğitim programlarına önem verilmelidir. Nitekim, şartsız ve süresiz işsizlik sigortası vasıfsız işçiler için bir teşvik olacağından bunun yerine uzun süreli işsiz kalmış bir işçiyi çalıştıran iş yerine sübvansiyon verilebilir .
Özellikle küçük ve orta ölçekli iş yerlerinin desteklenmesi ve ihracata yönelik politikalar ve uygulamaya yönlendirilmesinin, ekonomik durgunluğun giderilmesi ve yeni istihdam alanlarını yaratılmasına yönelik en önemli çözüm yolu olacağı düşünülmektedir. Bu nedenle bu işletmeler; işletme kredisi, teknik destek, pazarlama ve eğitim destekleri ile geliştirilmeli, istihdam artışı sağlayacak ve aynı zamanda rekabet ortamında yeni gelişmeleri izlemelerine olanak verecek şekilde etkili desteklerle teşvik edilmelidir.
Genç işsizliğin giderilebilmesi için özellikle lise mezunlarının yaygın eğitim kuruluşları aracılığıyla meslek kazandırıcı eğitim olanaklarından yararlanmaya yönlendirilmelerine ve bu konuda bilgilendirilmelerine ihtiyaç bulunmaktadır.
Türkiye için çıkar yol, gerek orta ve gerekse yüksek eğitimli işsizleri yeniden meslek kazandırıcı eğitime tabi tutarak ekonominin ihtiyacı yönünde bir işgücü yaratmak olmalıdır. Bunun için de Türkiye’de iki yıllık meslek okullarının açılması, eğitim politikamızın temelini oluşturmalıdır.
İstihdamdaki çarpık yapının ve yapısal bozulmanın önlenmesi, işsizliğin aşağı çekilmesi için bütün kesimler (işçi-işveren sendikaları, hükümet, meslek odaları) sorunun çözümü için ortak sorumluluk içinde olmalıdırlar. İstihdamın arttırılarak işsizliğin önlenmesinde, işçi, işveren ve hükümet temsilcileri arasındaki üçlü diyaloga önem verilmelidir.
Nüfus politikaları oluşturulması, bölgesel farklılıkların giderilmesi ve büyük kentlere göçün azaltılması için orta büyüklükte kentler teşvik edilerek, bölgesel cazibe merkezleri oluşturulmalı ve buralarda insan kaynakları alt yapısının geliştirilmesine öncelik verilmelidir.
Yerel kaynakların istihdam yaratma kapasiteleri olduğu unutulmamalı ve yerel yönetimle bu amaçla bilinçlendirilerek desteklenmelidir .
Artık iktisat biliminde enflasyon yaratarak işsizliği azaltmak bir çare olarak görülmediğine göre, işsizlik sorununun nasıl çözümlenebileceği üzerinde biraz daha değişik yaklaşımlar yapmak, konuya diğer bazı genel politikalar yanında, iktisadın mikro temellerini de ele alarak yaklaşmak gerekmektedir.

SONUÇ
Ekonominin yeterince güçlü olmadığı ülkemizde istihdam ve işsizlik sorununun önemini ve özelliklerini belirleyen başlıca nedenler arasında, hızlı nüfus artışı, iç ve dış göçler, yetersiz gelir, teknolojik gelişmeler, bölgeler arası gelişme farklılıkları, yatırım politikalarındaki olumsuzluklar, eğitim politikasındaki sorunlar yer almaktadır.
İşsizliği azaltmak ve ekonomik verimi arttırmak için, 21.yüzyılın ihtiyaç duyacağı değerlere sahip, teknik ve idari eğitimini görmüş, rekabete açık, düşünen, üreten, paylaşan insan modelinin oluşturulmasında politikanın ortaya konularak mutlaka uygulanması gerekir. Bu yapılırken istihdamı engelleyen tüm unsurların da göz önünde tutulması gerekir.
İstihdam sorununun temelinde, işgücüne vasıf kazandırılması olduğuna göre, uzun dönemli plan ve programlarda bu doğrultuda tedbirler alınmalı, işgücü talebine uygun, işgücü arzını sağlayan mesleki eğitim politikaları oluşturulmalıdır.
İşsizliğin kendisini artırarak hissettiren baskısı, standart dışı çalışma modellerini umut haline getirmiştir. Standart dışı istihdam biçimleri (mevsimlik, geçici, partime, tele çalışma, eve iş verme vb) çalışanların haklarını güvenceye alacak düzenlemeler yapılarak hukuksal çerçeveye kavuşturulmalıdır.
Esnek zamanlı çalışma biçimlerinin (flexible working hours) çalışma mevzuatımıza getirilmesi ve istihdamı arttırıcı etkilerinin araştırılması işçi-işveren-hükümet üçlüsü arasında ele alınarak varılacak anlaşma doğrultusunda adımlar atılmalıdır.
Genel olarak dünyada toplam üretim artarken istihdam azalmakta, sanayileşmiş ülkelerde işgücüne katılım azalmakta hatta işgücünün kullanımı hususunda işgücünün esnekliğin geliştirilmesi için çabalar olabildiğince arttırılmaktadır. Türkiye’de de teknolojik gelişmenin yanı sıra, ülkemizin AB ülkelerinin kurumsal düzeyine ulaşmasını gerektirmektedir.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1. AKTÜRK, Faik ; Türkiye’de İşgücü Piyasası, İstihdam ve İşsizlik, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Dergisi, Ankara, Nisan-Haziran 1999.
2. ALPAR, Cem ; http://www.dunyagazete.com.tr/
3. ANADOLU AJANSI; http://www.superonline.com.tr/ , 13.12.1999 tarihli yayın.
4. ÇAĞAN, Nami; İşsizliğe Karşı Ortak Sorumluluk; Ekonomik Forum, S.10, Ekim 1998.
5. ÇUBUKÇU, Tuğrul; Enflasyon-İstihdam İlişkisi, İşveren, TİSK, Cilt:35 Temmuz 1997.
6. DİE T.C. Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü Hane halkı İşgücü Anketi Sonuçları, Nisan 1999.
7. KARAKAYALI, Hüseyin; Türkiye’nin Ekonomik Yapısı ve Değişimi, İzmir 1997.
8. PARASIZ, İLKER; İktisada Giriş, Ezgi Kitabevi, Bursa 1998.
9. T.C. MALİYE BAKANLIĞI 1999 Yılı Ekonomik Rapor.
 
   Article Overall

Votes: 0, Points: 0, Rating: 0.00
#6 in Ekonomi
#23 among all
   Author's Top Article
»DERSANELER VE PARAYA DAYALI EĞİTİM SİSTEMİMİZ  
Kategori: Eğitim ve Kişisel Gelişim, Gönderen 10-12-2007
   Latest Review
   Related Articles
»AB'nin Ticareti Saptırıcı Etkisi Türkiye'yi Etkiliyor  
Gönderen 11-12-2007 by akademisyen
»Bilgisayarın Tarihçesi  
Gönderen 03-06-2008 by GoKH@N

   Üye Menüsü



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:58 .
Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
TTEF.Net

Eğitim ve Eğlencenin AdresiTTEF.Net ®
Style Design by BuKi ®